Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) PROGRAMI

Bu program Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu'nun (AABK) 9-10 Aralık 2006 tarihlerinde Hollanda'da yaptığı ''Program ve Tüzük Kurultayı''nda kabul edilmiştir.
Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) PROGRAMI
1. AABK’nin Amaçları
1.1. Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) demokratik bir örgütlenmedir ve bütün Avrupa’da yasalar çerçevesinde çalışma yürütür.
1.2. AABK, bir Alevi örgütlenmesi olarak, Avrupa’da yaşayan yerli ve göçmenlerin eşit haklar temelinde barış içinde yaşamaları için mücadele eder.
1.3. AABK, aynı zamanda bir inanç örgütü olarak da, Alevilerin yaşadıkları Avrupa ülkelerinde inançlarını, kimliklerini ve kültürlerini, diğer inançlar gibi eşit koşullarda rahatça yaşamaları için mücadele eder.
1.4. AABK, bu çalışmaları hukukun evrensel ilkeleri çerçevevesinde, insan hak ve özgürlüklerine saygı olarak yapar. Irk, din, dil ve cinsiyet ayrımı yapmaz. Kendi kültürünü ve inancına gösterdiği hassasiyeti diğer inaçlara da gösterir. Bu çerçevede de, çok kültürlülüğü, kültürel farklılıkları bir zenginlik ve şans olarak görür.
1.5. AABK, bu en genel amaçlarını gerçekleştirmek için, Avrupanın her yerinde yasal ve demokratik örgütlenmeler yapar, amaçlarına hizmet edecek etkinlikler düzenler.
2. AABK Aleviliği nasıl tanımlıyor?
Alevilik kendine özgü bir inançtır; Anadolu’da şekillenen, Balkanlar’da, Ortadoğu’da, Avrupa’da yaşayan milyonlarca insnaı etkileyen Alevilik, ortaya çıktığı coğrafyada varolan bütün inançlarla kaynaşmış, engin öğretisini onlardan da katmanlarla zenginleştirmişitr.
Alevilik; Hak, Muhammed, Ali üçlüsünün kutsayan, temelinde insan sevgisi bulunan, her dine, mezhebe, inanca saygı duyan ve hoşgörüyle bakan, dil, din, ırk, renk farkı gözetmeyen, eline, beline, diline sahip olma ilkelerini şart koşan, insanları yaşadıkları toplumda kendi istekleriyle, kendi kendilerini yargılamalarını sağlayan, eşitlikçi, katılımcı, paylaşımcı düşünceyi savunan, aslı doğruluk, kemali dostluk, cevheri merhamet, görüşü eşitlik, hazinesi bilgi, meyvesi sevgi hamuruyla yoğrulmuş, insan-ı kamil yani erdemli insan yaratmayı öngören, korkuyu aşıp sevgiyle Tanrıya yönelen, En-el Hak ile insanın özünde tartıyı gören, yaradan ile yaradılan ikiliğinden Vahdet-i Vücut’a (Varlık Birliği) varan, edep ve ahlaklılığı yaşamının temeline koyan,, insanı yücelten, hamurunda hem ilahiliğin hem de irfaniliğin mayası bulunan, kişinin ahlak ve karakterli yaşam ilkelerini belirleyen, dini biçim ve şekil olarak değil, inanç olarak algılayan, dini bağımsız bir irade gücü ve Batıni (içsel) özelliğiyle evrimleştiren, akıl ve iman bütünlüğünde birleştiren ve tüm bunları ’’Kırklar Cemi’’nden alınan ilhamla yürüten canların inanç sistemidir.
Alevi kimliğimizin temeli, öğretimiz ve atalarımızdan bize kadar gelen inanç ve kültür birikimimizdir. Geçmişte ve günümüzde bizi Alevi inancı ve kültürü bağlamında birleştiren ve bir arada tutan güç öğretimizdir; Kadın-erkek eşitliği, tanrı korkusu yerine tanrı sevgisi, insana bakış, çok evliliğin yasak oluşu, müzik ve semahın inancımızdaki vazgeçilmez yeri, diğer inançlara ve güzel sanatlara yaklaşımımız, ibadet yerimizin Cemevi oluşu ayrıcalıklı özelliklerimizdendir. Öğretisi gereği Alevilik, Anadolu’ya özgü yalnız bir inanç sistemi değil, aynı zamanda davaranışın ve düşüncenin de prensibidir.
3. AABK’nin Alevi örgütlenmesine temel yaklaşımları
Örgütlenmemiz öğretimizle uyum içindedir. Örgüt çalışmalarında, hoşgörü, sevgi, sabırlı olmak, rıza göstermek, şefkatli olmak temeldir. Alevi inancı doğrultusunda tüm insani değerlere hizmet etmek belirleyicidir. Alevi olanlar, kendilerini Alevi hissedenler ve Aleviliğin yaşama hakkını savunanlar, yaşadıkları ülkelerdeki örgütlerimize üye olabilirler. Örgütlerimizin ana amacı, Alevi inancını, felsefesini ve kültürünü yaşatmak, tanıtmak ve geliştirmektir. Bu yaklaşıma uygun olarak AABK aşağıdaki alanlarda çalışma yürütür.
3.1. AABK, bütün örgütlenmesini laik ve demokratik ilkelere uygun olarak yapar.
3.2. AABK, inanç özgürlüğün temel insan haklarından biri olduğuna inanır ve dünyanın her yerinde inanç özgürlüğünü savunur.
3.3 AABK çoğulcu ve hoşgörülüdür. Alevilerin, hem asimalasyon koşullarından, hem baskılardan hem de coğrafi koşullardan dolayı gelenek ve göreneklerinde ortaya çıkan yöresel farklılıklar, doğal olarak farklı algılamaları da beraberinde getirir. AABK bu çeşitliliği zenginlik olarak görür ve farklı yaklaşımlara saygı gösterir.
3.4. AABK öğretimize uygun olarak, üyelerimizin farklı etnik kimliklerine saygı duyar. Irkçı ve milliyetçi akımlara karşı çıkar “72 milleti bir görür�. AABK için ölçü, federasyonlarımıza bağlı üyelerimizin doğrudan Alevilik ile ilgili çalışmalarıdır.
3.5. AABK, Alevi öğretisindeki kadınlara yönelik eşitlikçi yaklaşımdan hareketle bütün çalışmalarında kadın-erkek eşitliği ilkesinden hareketle kadınlara yönelik çalışmalara özel önem verir, örgütlenmesinde kadını öne çıkarır.
3.6. AABK, Alevi toplumunu yarınlara taşıyacak en önemli güçlerden birinin de Alevi gençliği olduğunu, aynı zamanda gençliğin, toplumun geleceğinin aynası olduğunu da bilerek, Alevi öğretisi doğrultusunda laik, demokratik ve çağdaş değer ve düşüncelerle bir gençliğin yetişmesi için gençlik örgütlenmesine özel önem verir.
3.7. AABK, sadece Alevi toplumunun genel çıkarları doğrultusunda tamamen bağımsız olarak kendi ilke ve hedefleri için çalışır. AABK, hiçbir devletin, milliyetin, sınıfın, partinin veya çıkar grubunun temsilcisi değildir.
4. AABK’nın temel ilkeleri
AABK, özgürlük, eşitlik, emeğin üstünlüğü, laiklik ve demokrasi konusundaki temel yaklaşımları aşağıdaki gibidir. AABK bu yaklaşımlara uygun olarak mücadele eder.
4.1 AABK’nin özgürlük anlayışı:
Özgürlük, gerek kişiliğin ve kavrayışın, gerekse de bireylerin yeteneklerinin ve yaratıcılığının engelsiz ve sürekli olarak gelişebilmesi için başta gelen koşuldur. Öğretisinde insanı kutsal varlık olarak kabul eden Alevi örgütlenmesi; inanç ve düşünce özgürlüğünün en aktif savunucusudur. Alevi örgütlenmesi başta örgütlenme özgürlüğü olmak üzere bütün temel insan haklarını savunur ve onlara sahip çıkar.
4.2 AABK’nin eşitlik anlayışı:
AABK, yaşamın her alanında paylaşımdan öğrenime kadar bireylerin eşitliğini savunur. AABK, her alanda kadın- erkek eşitliğini ve birlikteliğini savunur. AABK, Anadolu’nun ulusal, inanç ve kültürel zenginliğinin bilincinde bütün ulusların, inançların ve kültürlerin kendi gerçekliği içinde her alanda eşitliğini ve onları kendi ifade edişleri ile kabul eder ve savunur. Hiçbir kimseye, kuruma ve ulusa ya da inanca bu eşitliği bozucu ayrıcalıklar tanınamaz. AABK, bir çok sıkıntının temelinde yatan eşitliği bozucu “üstünlükleri� yada ’’ayrıcalıkları’’ peşinen reddeder.
4.3. AABK’nin emeğin üstünlüğü anlayışı:
Alevi öğretisi, haksız kazancı “elinle koymadığını alma� ilkesiyle reddetmiştir. Emek, insan kişiliğinin oluşmasında ve yeteneklerinin gelişmesinde temel etkendir. Emek, insandaki yaratıcılığın ve güzelliğin somutlanmasıdır. Emek, insanı insan yapan olgudur. Aleviler emeğin üstünlüğüne inanır, emek verilmiş bütün çalışmalara ve emekçilere saygı duyar, sendikaların mücadelesini destekler.
4.4. AABK’nin laiklik anlayışı:
Laiklik, inanç dünyasının sivil topluma devridir. Yani; inancın, kişinin vicdanına bırakılmasıdır. Bu çerçevede laiklik demokrasinin temel taşıdır. Laikliğin felsefi boyutu, düşüncenin özgürleşmesidir. Hiçbir düşünce ve fikrin tartışma dışı kalmamasıdır. Laik devlet, tüm inançsal gruplara aynı uzaklıkta ve tarafsız kalmalıdır. Laik devlet dinlere karşı tarafsızdır. Oysa, Anayasal olarak ’’laik devlet’’ olarak tanımlanan ülkemizde devlet Sünni İslam’ı resmi din olarak kabul etmiştir. Bu nedenle de Türkiye’de “laik devletin dini olamaz� ilkesinden uzaklaşmıştır. Bu çerçevede AABK, Türkiye’nin gerçek anlamda laik bir devlete dönüşmesi, devlet idaresinde laiklik ilkesini hayat geçirmeyi, inanç guruplarının ve demokrasinin varoluş mücadelesinin temel taşlarından biri olarak görür.
4.5. AABK’nin demokrasi anlayışı:
Demokrasi, çoğunluğa rağmen azınlıkların inançlarını, düşüncelerini, siyasi eğilimlerini ve anlayışlarını özgürce tartışabildikleri, farklılıklarını savunabildikleri, çoğunluğun değil, “çoğulculuk� ilkesinin hakim olduğu, insanların bu farklılıklara rağmen güven içinde yaşayabildikleri sistemin adıdır. Bu anlamıyla; farklı inanç ve düşüncelerin birlikte yaşayabildiği bir değerler ve kültürler birikimi ve birliği olan demokrasi, örgütlenmemizin ana istemidir. Demokrasi bizim için bu anamıyla bir araç değil, bir yaşam biçimi, bir amaçtır.
AABK; Alevi inancının temelindeki hoşgörüye uygun olarak Anadolu toprakları üzerinde değişik milliyet, inanç ve kültürlerin oluşturduğu çok kültürlü yapılanmanın varlığını bir zenginlik olarak kabul eder. Bu değerlerin korunmasına önem verir. Türk, Kürt ve diğer uluslardan insanların kardeşlik ve gönüllü birlik ilkesiyle özgür ve eşit olarak barış içinde bir arada yaşaması için çaba gösterir.
5. AABK olarak demokratik mücadeledeki yerimiz:
Alevilerin, Alevi kimliğinin yasal ve anayasal olarak tanınmasından, Cemevlerinin inanç merkezi olarak kabul edilmesine, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın kaldırılarak laiklik ilkesinin yaşama geçirilmesine kadar uzanan istemleri demokratik istemleridir. Bu talepler, içerik ve biçim olarak nasıl ifade edilirse edilsin, sonuçları itibarıyla demokratik ve siyasal sorunlardır. AABK, istemlerinin gerçekleşmesi için politik bir baskı grubunun yaratılmasını zorunlu görür.
AABK, Alevilerin yaşadığı sorunların, diğer toplumsal kesimlerin yaşadıkları sorunlarla ve genel ülke sorunlarıyla iç içe geçtiğini, birinin diğerinden etkilendiğini bilir. AABK, Türkiye’de Alevilerle ilgili yaşanan sorunlar dahil, bir çok sorunun laikliğin, demokrasinin ve en genelinde Cumhuriyetin tam anlamıyla hayata geçirilmemesinden kaynaklandığını bilir. Laiklik ve demokrasi temelinde yürütülen bütün mücadelelerde, kendini ifade etmek ve mücadeleye katkı sunmak için tereddütsüz yerini alır.
6. AABK ve kültürel yaşam:
Aleviler de olduğu gibi, bir bütün olarak Türkiye’nin her kesiminde kültürel alanda çok ciddi sorunlar yaşanmaktadır. İnsanı toplumdan ve doğadan koparıp, insanlar arasındaki ilişkiyi zorbalığa iten, vurucu, kırıcı bir anlayışı egemen kılmak isteyen bir dayatma söz konusudur. Türkiye’de Alevilerin ve demokrasiye inanan tüm güçlerin ortak amacı kültür çürütülmesine, yozlaştırılmasına karşı, hem ulusal hem de evrensel değerlerin korunması ve geliştirilmesi için mücadele etmek olmalıdır. Türkiye’de var olan tüm etnik ve inançsal kültürlerin evrensel ve hümanist yanlarının korunacağı bir “çok kültürlü� yaşamı hedeflemektedir. Çok kültürlü bir yaşamı hedeflerken, insancıl ve akılcı öğelerin soyut, günlük yaşamdan kopuk olarak ele alınması değil, çoğulcu demokrasiyi, barışı, özgürlüğü, insan haklarını koruyacak ve kalıcı kılacak bir mücadelenin verilmesi gerekir. Büyük toplumsal bunalımlar sonucunda ortaya çıkan umutsuzluk, şüphecilik, dengesizlik gibi olgular; bireyi insanlığın yüzyıllardır damıtarak yarattığı, bağrında taşıdığı ve savunduğu değerlere sahip çıkmaya iter. Çünkü böyle dönemlerde sarılabilecek tek kaynak; insanlığın beraberinde taşıdığı “kültürel mirası�dır.
AABK, bu kültürel mirasa sahip çıkar. Kültürel alanda etkin olmanın koşulu, eğitim yoluyla bilgi edinmekten geçer. Kendi kültürlerini gelecek kuşaklara taşımak, diğer insanlarla paylaşmak ve onların kendi kültürlerine saygı duymasını isteyen Aleviler; bunun kendi bütünlüklerini oluşturmalarından ve kendi kültürlerini bu oluşum içinde işlemelerinden geçtiğini bilmektedirler. Bu yüzden eğitim konusu, Alevi öğretisinin yayılması ve geliştirilmesi, çalışmalarımızın en yoğunlaşması gereken bir alandır.
7. AABK ve eÄŸitim
Yaşadığımız eğitim sorunu, eğitimin düzeysizliği ve kalitesizliği ile birlikte, Alevi olmamızdan, yani; eşit olmayan sosyal konumumuzdan da kaynaklanmaktadır. AABK, insanları ayıran, birbirine düşman eden bir eğitim yerine, onları birleştiren, farklılıklarını birbirlerine öğreten ve kabul ettiren bir eğitimden yanadır. Eğitim sistemi; farklı uluslardan uluslardan, inançlardan, kültürlerden çocukların bir arada eğitimini garanti altına almalıdır. Bunun koşulu da tüm bu sayılan grupların sosyal, demokratik, politik ve hukuksal olarak eşit haklara kavuşmasından geçer. Yoksa, şimdiye kadar yapılan yanlışlıkların eğitime yansımasını önlemek mümkün değildir.
Diğer yandan, Türkiye’de zorunlu din dersleriyle devlet eliyle yayılan Sünnilik propagandasına bir an önce son verilmelidir. Alevi ve diğer inançlardan çocukların eğitiminde derin izler bırakan ve Sünniliği öne çıkaran zorunlu din dersi uygulaması ülke barışının önünde büyük bir engeldir.
AABK, bütün Avrupa’da yaşayan azınlıkların eğitimde eşit şansa kavuşturulması ve eğitim sistemi içinde Alevi öğretisine yer verilmesi için çalışmalar yürütür.
8. AABK’nin diğer inançlara ve uluslara bakışı
AABK, hiç bir inancın veya ulusun bir diğerine üstünlüğünü kabul etmez. Alevi inancının merkezinde “72 millet birdir meydanımızda� yaklaşımı vardır. Aleviler geçmişten bugüne, hiçbir ulusa, kendi inancı dışındaki hiçbir inanca karşı düşmanlık beslememiş, tersine “kardeşçe bir arada yaşamayı� öne çıkarmıştır.
Anadolu’nun zengin mozaiğinde, ulus ve inanç kimlikleri temelinde eşit koşullarda kardeşçe bir arada olmayı sağlayacak, imha, inkar, asimilasyon politikalarını reddedecek, yani; çoğulcu toplum yapısını koruyucu ve uygulayıcı bir projenin yaratılması zorunludur.
Alevilik, kendisi gibi olmayanı, kendisine benzemeyeni (Sünni, Yahudi, Yezidi vb.), zorla değiştirmeyi reddeder. Alevi felsefesi, uluslar ve inançlar kendilerini nasıl ifade ediyorsa öyle algılanmalarını, öyle kabul edilmelerini öngörür. Bu anlamıyla ülkemizde de Kürt halkı kendi kimliğini, kültürünü koruyabilme, yaşatabilme hakkına kavuşmalıdır. Alevi öğretisi, her türlü şeriatçı, ırkçı ve milliyetçi yaklaşımı reddeder, şeriatçılığa, ırkçılığa ve milliyetçiliğe karşı mücadele eder, bu anlamıyla da barışçı, eşitlikçi ve evrenseldir.
9. AABK’nin çevre sorununa bakışı
Doğal kaynakların sorumsuzca kullanılması (ormanların yok edilmesi, suların kirletilmesi, kimyasal gazların yol açtığı tahripler vb.) bugün önüne geçilmeyecek büyük sorunlar doğurmuş, dünyanın geleceğine yönelik çeşitli kuşkular yaratmıştır. Eğer doğadaki bu gidişe dur denilmezse, soluduğumuz havadan içtiğimiz suya kadar her şey bizi zehirleyecektir. Bu, yeryüzünde yaşayan tüm insanların gelecek sorunu, dolayısıyla Alevilerin de gelecek sorunu haline gelmiştir.
Üzerinde yaşadığımız bu gezegenin geleceği, hepimizin geleceği olduğundan onu korumak ve bize sunduğu nimetleri bilinçli kullanmak zorundayız. Alevi inancına göre, doğanın korunmasında “en mükemmel ve güzel yaratık insan� sorumlu kılınmıştır. Bu çerçevede, Alevi örgütlenmesi, tüm çevreci kurum ve kuruluşlarla bu yolda yardımlaşmaya, üyelerini çevre temizliği ve kullanımı konusunda bilgilendirmeye gayret gösterir. Üyelerinin bu tür kuruluşlar içinde yer almasını, aktif görevler üstlenmesini teşvik eder, kimyasal silahlara ve savaşlara karşı çıkar. Barışı ve doğayı koruyan ve savunan anlayışları öne çıkartır.
10. AABK nasıl bir Türkiye istiyor?
AABK, Anadolu’daki sosyal, inançsal, ulusal ve kültürel mozaiğin; herkes için bir zenginlik olduğunu düşünen bütün demokrasi güçlerinin, ülkemizin bu zenginliğe uygun olarak yapılanmasını, kimlikler ve inançlar temelinde çatışma yerine, eşit koşullarda, özgürce, bir arada kardeşçe yaşamalarını savunur.
AABK, milliyetçilik, ırkçılık ve inkar temeline dayanan politikalara, farklı olanı,kendisi gibi olmayanı zorla kendisine benzetme çabalarına karşı çıkar. Bu olumsuzluklara karşı duracak toplumsal dinamik ve bu toplumsal dinamiğin projesi; ulusal ve inançsal farklılıkları görerek, bu farklılıkların bir arada, yan yana yaşayabileceği, demokratik hukuk kuralları ile korunacağı, eşitlikçi, özgürlükçü, çok uluslu ve çok kültürlü bir toplumsal projedir. Böyle bir proje, Türkiye’nin bölünmezliğinin garantisidir. Aleviler, Türkiye’nin bölünmesini değil; birlik içinde eşit ve özgür inanç ve etnik gurupları ile bir arada yaşamak istiyorlar. Alevilerin toprak ve bayrak sorunu yoktur. Bunun somut anlamı ise, laik-demokratik bir Türkiye’nin yaratılmasıdır.
11. AABK’nin Alevilerle ilgili Türkiye’ye yönelik istemleri
· Alevilik, yasal ve anayasal olarak tanınmalıdır.
· Cemevleri, diğer inanç merkezleri gibi bir inanç merkezi olarak kabul edilmeli, altyapı hizmetleri, su ve elektrik ücretsiz olmalıdır.
· Hacı Bektaş Veli Dergahı müze olmaktan çıkartılıp, bir inanç merkezi olarak asli sahiplerine teslim edilmelidir.
· Diyanet İşleri Başkanlığı kaldırılmalıdır.
· Devlet, bütün inançların inanç özgürlüğünü yasal olarak güvence altına almalı, laiklik ilkesi gereği bütün inançlara eşit mesafede durmalıdır.
· Her inanç, yasaların kontrolünde kendisini oluşturan vatandaşlar tarafından finanse edilmelidir.
· Zorunlu din dersleri kaldırmalıdır.
· Alevilere yönelik yazılı ve görsel alanda yapılan her türlü iftira, haksız yakıştırma, karalama durdurulmalı, bunları yapanlar cezalandırılmalı, bu konuda özel yasalar çıkartılmaldır.
· Muharrem Orucu, Aşure günü gibi Alevilerle ilgili kutsal günler, bütün diğer inançların kutsal günlerinde olduğu gibi kamuya ait kurumlarda ve medyada duyurulmalı ve diğer dini günler gibi, resmi bir statüye kavuşturulmalıdır.
· Sivas’taki Madımak Oteli kamulaştırılmalı, otelde yakılarak katledilenlerin anısına önüne bir anıt–mezar yaptırılmalı, otel de ’’Barış ve Kardeşlik Müzesi’’ne dönüştürülmelidir.
12. AABK’nin Avrupa’ya yönelik istemleri
1960’lardan bu yana Avrupa ülkelerine yaklaşık 4 milyonu Türkiye kökenli olmak üzere 20 milyondan fazla insan göç etmiş ve Avrupa ülkelerine yerleşmiştir.
Aradan geçen yaklaşık 50 yıla rağmen göçmenlerin yaşadıkları ülkelerde yeteri kadar kabul görmedikleri ve seçme ve seçilme hakkı dahil bir çok temel insan haklarından yoksun bırakıldıkları, bir çok Avrupa ülkesinde ciddi bir yabancı düşmanlığının olduğu görülmektedir. Toplumsal barışın sağlanabilmesi için göçmenlere yönelik ayrımcı ve haksız yasaların kaldırılması ve göçmenleri ayrımcı, ırkçı uygulamalara karşı koruyucu yasaların çıkarılması, seçme ve seçilme hakkının verilmesi şarttır.
Alevilik, Avrupa’nın kültür yapısına girmiş bir kültür birikimidir. Yüzyılımızın hasretini çektiği hoşgörü, Alevi felsefesinin temel değerlerinden birisidir. Alevi kültürünün tanınması ve desteklenmesi değişik inanç ve etnik gruplar arasında hoşgörünün yerleşmesine yardımcı olacaktır. Alevi inancının temellerini ve Alevi kültürünün zenginliklerini, Alevilerin yaşadığı Avrupa ülkelerinin okullarında isteğe bağlı olarak, din ve etik dersleri kapsamında ilgi duyan her ulustan gençlerin öğrenebilmesine imkan sağlamak, bireylerin ve Avrupa’nın kültürüne katkı sağlayacaktır.
13. Avrupa Birliği ve Türkiye
Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne üye olmak için yaptığı başvuru ve 3 Ekim 2005’de başlayan müzakere süreci AABK için de önemlidir.
AABK, bu konuda hem Türkiye’nin demokratikleşmesi, hem de Avrupa ülkelerinde yaşanan Türkiye karşıtlığının ortadan kaldırılması için mücadele eder. AABK, demokratik bir Türkiye’nin, sosyal, demokratik bir Avrupa Birliği içinde yer alması için açıktan taraf olur ve bu yaklaşıma uygun çalışmalar yürütür.
Amsterdam, 10 Aralık 2006

|