TARAFINDAN: HASAN KILAVUZ DEDE
Anadolu Kızılbaş Alevilerinde hem Tanrısal hem de töresel gelenekler görüyoruz. Töresel gelenekler, Alevilerin yaşamlarının bir parçasıdır.
Anadolu Kızılbaş Alevilerinde hem Tanrısal hem de töresel gelenekler görüyoruz. Töresel gelenekler, Alevilerin yaşamlarının bir parçasıdır. Bunların kaynakları binlerce yıl önceden Anadolu uygarlıklarının kurumayan bir ırmak gibi günümüze akıp gelmiş kültürleridir.
Töresel geleneklerimizi bize en iyi aktaranlar; dervişlerimiz, pirlerimiz, evliyalarımız ve onların anlatılarıyla menkıbeleridir.
Pratikte yaşayarak görüyor ve anlıyoruz ki, çok eski ulgarlıkların inanç ve kültürlerinin, bizim inancımızda derin izleri ve kalıntıları var.
Anadolu’daki Alevi pirleri şöyle derler: “Din, insan yaradılışının bir neticesidir. O insana, kişiye ait bir duygudur.” Yönünü pirine dönüp onu kıblesi yapan Alevi dervişleri de örneği verirler ve Hz. Peygamber’in sahabelerine Kabe’yi göstererek şöyle dediğini söylerler: “Bu ev, çok muazzez ve mübarektir, saygı ve takdire layıktır. Ama Allah’a yemin ederim ki sizin şeref, haysiyet ve izzetiniz ondan daha muhteremdir.” Bu özel bir noktadır ve burada Sufi düşüncenin hareket noktası tespit edilmiştir.
Anadolu’daki Alevilerin serçeşmesi Pir Hünkar Hacı Bektaş Veli, Hz. Muhammed’den 750 sene sonra Rum Erenleri’nin ibadet, yön ve yöntemine bir gönderme yapıyor, Makaalat’da şöyle yazıyor: “Müminin gönlü Kâbe’ye benzer. Kabeye varan ayağı ile yürür ama gönül isteyen yüzü üzere varsa gerek.” Onun içindir ki aşıklar yüzlerini yerlere sürerler. Kâbe’ye gidene kılavuz gerekir ve kılavuz Kur’andır. Yönle gidene ise bizzat Allah kılavuzluk eder.
İkrar sahibi olmak Anadolu Alevilerinin geleneklerindendir. Bunun için:
Pire gönülden bağlanmak,
Yol ve erkana gönül vermek,
Gönlü engin olmak,
Gönülden inanmak,
Gönülden çağırmak,
gerekir.
Alevilerin geleneklerinde bütün peygamberler tanrısaldır. Aleviler hepsini kabul eder ve saygıyla anarrlar. Dualarında, duazelerinde onalrın isimlerini zikr ederler. Bu peygamberlere kitap indirilenler de dahildir. Bire bir içeriklerine katılmasalar da varlıklarını inkar etmezler.
Alevilerin töresel gelenekleri, pir, müsahip, cem, semah, 12 hizmet, kirvelik, Hızır orucu ve Hızır, Muharrem ve muharrem orucu, dua, gülbenk, ziyaretler, kutsal mekanlar, ulu dağlar, güneş ay, gece ve gündüz, ocak, ateş, insan ve inanç ilişkileri, kadın, tabiattır. Bütün bunlar Alevi yol ve erkanında tek tek anlatılır. Her birinin bir kutsiyeti vardır. Dilden düşürmediğimiz Bozatlı Hızır bazen atlı görünür, bazen yaya. Onu nasıl ve ve ne şekilde niçin çağırmışsan o şekilde ve o halde zuhur eder. Bir ismi de Hızır ilyas’tır. Binbir donda baş göstermiştir. Bazen yaşlı, ak sakallı bir pir, bazen bir masumi pak, bazen yolcu, bazen de hanenize uğrayan bir mihman olur.
Anadolu Kızılbaş Alevileri Hızır’a qal diyorlar, Bozatlı Hızır dedikleri gibi. Kürt Alevileri ise bindiği atın ateşten olduğunu söylüyorlar. O uzağı yakın ediyor. Ona hak ve tanrı sıfatlarını veriyorlar. Zikir ve ibadetlerin en büyük ve en kutsal zatıdır. Şafii mezhebine mensup Sünnilerce Hace Hızır olarak anılmaktadır. Onlara göre her yerde hazır ve nazır olamaz yani tanrısal kimliği ile değil kul ve nebi kimliği ile Hace Hızır’dır. Çünkü İslam dininie göre Allah’tan başka kimseye tapılmaz. Alevilerin Bozatlı Hızır anlayışı Tek Tanrılı İslam anlayışının uzaktan yakından hiç bir tarafına sımaz. Hızır inancı Sünni İslam anlayışında puta tapmaktır, gavurluktur.
Günümüzde halk dilinde Hızır-Elias olarak da anılmaktadır. O Anadolu’daki halkların ortak bir kültürü olmuştur. Her bölgede değişik zamanlarda değişik törenlerde ve etkinliklerde kutlanılır. Hızır ve İlyas peygamberlerin her bahar buluştukları 6 Mayıs (Rumi 23 Nisan) halk arasında büyük bir sevinçle kutlanılır. Çeşitli şehir ve kasabalarda maniler söylenilerek çömleklerden niyet çekilir, kırlara çıkılarak yemek yenir ve çeşitli eğlenceler düzenlenilerek bu gün kutlanır.
Tokat ve çevresinde bu tür eğlencelere “Micek” denir. Eskişehir yöresinde 6 Mayıs geçmişte çok çoşkulu şekilde kutlanırdı. Trakya bölgesinde Hızır İlyas gününden yani 6 Mayıs’tan bir gün önce evlenmemiş genç kızlar, niyet tutup soyunup bir örtüye bürünürler. Evdeki bacanın içine uzanıp yukarıya doğru seslenip “açıl bahtım açıl” diye seslenirler. Eğer yukarıdan bir ses, bir uğultu duyulursa o yıl bahtı açılır demektir. Gençler gece yarısına kadar ateşler yakıp üstünden atlıyorlar, sabahın ilk ışıklarıyla yataklarından fırlayıp su kenarlarına koşuyorlar ve eğlenirler. Yeşil dalları kesip biri birilerinin başlarına değdirip kısmetin açılsın dileğinde bulunurlar. Yüz yıllar ötesinden gelen bu gelenek kızlar ve erkekler tarafından çeşitli oyunlar oynanarak kutlanır.
Hıdırellez çeşitli mahalli farklılıklarla Kırkalari’nden Erzurum Hasankale’ye kadar geniş bir şekilde yayılmıştır. Bu gelenekte müşterek inanç 6 Mayıs kışın sona erdiği baharın geldiği tabiatın tam uyandığı zamandır ki bu anda gökler nur kesilir. Canlılar taze bir hayata kavuşur. Hızır’ın temas ettiği her şey bereketlenir, uğur getirir. Hızır-İlyas şenliklerinde kuzu eti yeme geleneği kökleşmiştir. Bir sene hiç et yüzü görmeyenler bile bir gün için mutlaka kuzu keserler ve buna Hızır hakkı için derler. Hızır hakkı için kurban kesmek suretiyle Hızır’a bir Tanrı mahiyeti verilmektedir.
Anadolu’daki halklar yaşadıkları bir çok baskı ve şiddete rağmen, kendi ruhlarından doğan bu dini, sosyal ve inançsal değerlerini muhafaza etmişlerdir.
Hızır’ın eli değen her şey şifa bulur. Bazı yerlerde (Sivas’ta olduğu gibi) Hızır sopası geleneği vardır. Bu sopanın vurulduğu yerde ağrı ve sızılardan kurtulunacağına dair o kişinin inancı vardır. Bu inanmalarla ilgili Hıdırellez şenliklerinde bir çok törenler yapılır. Bu arada işi iyi gitmeyenler, kısmet arayanlar bu törenlerde dilekte bulunurlar. Bergama yöresinde Hıdırellez sabahı, dileği olanlar (sularda talih arama) derelere, çaylara gidip bir kağıda isteklerini yazarak suya atarlar. Eğer su onu götürürse muratlarının hasıl olacaklarına, eğer bir yere takılıp kalırsa olmayacağına inanırlar. Ayrıca İstanbul ve Bursa yörelerinde baht açma geleneği vardır. Balıkesir çevresinde ise, taze soğanın iki yaprağı eşit şekilde kesilerek bunların birine beyaz iplik bağlanır(Bahti), diğerine ise kırmızı bir iplik bağlanır( Bohti). Sabahleyin gidip bakıldığında eğer beyaz iplikli yaprak büyümüşse o kişinin o yıl içinde bahtının iyi gidileceğine inanılır. Eğer bohti büyümüşse talihinin o yıl iyi gitmeyeceğine inanılır. Erzurum ve çevresinde Hıdırellez’de mani çekme Van ve Erciş’te çiçek ölçen törenleri yapılır.
Bütün bu törenler Hıdırellez’de kısmetlerin açılacağı inancıyla tamamen kırlarda yapılır. Isparta yöresinde rengarenk giysiler giyilir, sopalara renkli kumaşlar bağlanır, yemekler yapılır, kırlara çıkılır. Su ve göl kenarları, yaşlı ve gençlerle dolar. Gençler, toplanıp bir gün önce çömleğe kendilerine ait bir nişanı (yüzük, küpe, düğme vs.) koyarak ağzını bir tülbentle bağlarlar ve bir gül fidanını dibine koyarlar. Ertesi gün kırda bunları toplayıp, niyetlerine göre çekip, çeşitli yorumlar yaparak eğlenirler. Kısmetlerinin açılacağına, işlerinin iyi gideceğine, niyetlerinin olacağına inanırlar.
Geçmişte büyük çoşku ve eğlencelerle kutlanılan Hıdırellez şenliklerinde bugün maalesef eski coşku azalmış görünüyor.
Asur, Sümer, Hitit uygarlıklarından bizlere miras kalan bu törenlerin ve geleneklerin bu inanışların sebeplerini şöyle sıralayabiliriz.
1. Sağlık ve şifa
2. Yeşillik
3. Bereket, bolluk
4. Uğur, şans
5. Mucize, keramet
6. Talih ve kısmet
Hıdırellez günü bütün canlı varlıkların ve insan bedeninin sağlık ve sıhate kavuşulacağına inanılır.
Bu maksatla kırlarda toplanan çiçekler kaynatılıp içilir. Hatta kimi yörelerde kaynatılan çiçeklerin suyundan 40 gün yıkanılırsa gençleşip güzelleşileceğine inanılır.
Kızılbaş Alevileri kendi dini törenlerinde ve günlük yaşamlarında böyle çok mucizat ve icazet gösteren Hızırı ya Hak diye anarlar. Genç Alevi ozanı inancımızın mihenk taşı olan Hızır’ı bakın nasıl çağırıyor:
Haksın ve Hakkın varlığı,
Aydınlat bu karanlığı,
Zalime göster darlığı,
Yetiş ya Bozatlı Hızır.
İsyanı gönül katında,
Hem derviş hem pir zatında
Hem zahir hem batında,
Yetiş ya Bozatlı Hızır.
Alevilerin en belirgin ibadeti bilindiği gibi cem ve semahtır ve cemlerde en çok çağrılan kişi Hızır’dır.
Cümlemizin muradını versin
Tüm sevenlere selam olsun.