Almanya Alevi Birlikleri Konfederasyonu


  Son degiştirilme tarihi:06.11.2008  Türkçe  | | Deutsch | Radyo  | | Video  | | Kontak  | | Künye  | | Site Haritası  |  


Türkçe  | | Deutsch
  Anasayfa
  Alevi Kurumları
  AABF
  Alevi Öğretisi
  Alevilik Dersleri
  Projeler
  Göçmenlik
  Etkinlikler
  Açıklamalar
  Arşiv
  Ziyaretçi Defteri


Alevilerin Sesi
120. sayı çıktı...




Alevilerin Sesi'ne abone ol!


47. HAFTA'da YOL tv

YOL tv’de bu hafta üç yeni program başlıyor: Salı günü saat

Şimdi ''YOLA YOLDAŞ'' olma zamanı!

Yenilenmek, güçlenmek ve Türkiye gündeminde daha etkin bir r




‘Ulusal Program’
11-10-08

TARAFINDAN: NECDET SARAÇ


Türkiye gerçeği ile yüzleşmekten kaçınan siyasi iktidarlar ve mevcut partilerin neredeyse tamamı bu ay sonuna kadar onaylanacak bu programa itiraz etmeyerek yalana ve suça da ortak oluyorlar. Kürt meselesini görmeyen bu program Alevileri de görmüyor.



Hakkari ve Diyarbakır saldırılarından sonra Türkiye’de bir kez daha sınır ötesi operasyon, olağanüstü yetkilerle donatılmış güvenlik birimleri tartışılıyor. Mecliste ezici bir çoğunlukla tezkere onaylanıyor. Sanki çok yeni bir gelişmeymiş gibi, mevcut siyasal iktidar ve partiler arasında öne çıkan ortak çözüm daha fazla askeri ve polisiye önlem oluyor. Bir kez daha ölen öldüğüyle kalıyor, Kürt mesesinde çözüm tartışılmadığı gibi uzağından bile geçilmiyor. Kürt mesesinde yıllardır denendiği gibi çözümün daha fazla şiddet, daha fazla güvenlik tedbiri olmadığı bütün çevrelerce bilinse de, AKP, CHP ve MHP aralarındaki bütün ‘kan davalarına’ rağmen ‘vuralım’ konusunda anlaşıyorlar. Görülen o ki, önümüzdeki günlerde uzunca bir süredir dinen gözyaşları yeniden sel olup akacak.

Demokrasi ve özgürlükler konusunda sürekli olarak büyük ve iddialı laflar eden AKP gerçekten yalnızca işin lafını ediyor. Çözümün yakınından bile geçmemekte direniyor. Geçtiğimiz günlerlerde Devlet Bakanı ve Hükümet Sözcüsü Cemil Çiçek tarafından ‘ayağı yere basan program’ olarak açıklanan ve AB Resmi Gazetesi’nde yayınlanan ‘Türkiye Ulusal Programı Taslağı’ bunun tipik örneklerinden biri.

13 Şubat 2008 tarihinde AB Resmi Gazetesinde yayımlanmış olan "2008 Katılım Ortaklığı Belgesi"ne karşılık olarak Türkiye’nin hazırladığı "AB Müktesebatının Üstlenilmesine İlişkin Türkiye Ulusal Programı (2008) Taslağı" 410 sayfadan oluşuyor. Taslakta genel bir siyasi değerlendirmenin yanı sıra, siyasi kriterler, ekonomik kriterler ve üyelik yükümlülüklerinin nasıl yerine getireceğine yönelik uzun ve detaylı çalışmalar var. Adı ‘ulusal’ olsa da programın ne kadar ulusal, ne kadar da ulusal sorunlara yer verdiği çok su götürür. 2001 ve 2003’den sonra bu yıl üçüncü kez hazırlanan ‘Ulusal Program’ sanki önümüzdeki ay açıklanancak ‘AB İlerleme Raporu’ öncesi yasak savmayı amaçlamış, formalite yerine getirilmiş.

 

Şehit cenazeleri önünde Türkiye’nin ayağa kalktığı, Kürt vatandaşlara yönelik linç girişimlerinin yeniden arttığı ve yalnızca ‘savaş, daha fazla savaş’ denildiği bir ortamda adı ‘Ulusal’ olan raporda Türkiye’nin en önemli meselesi haline gelmiş Kürt mesesi isim olarak bile yok. Binlerce, onbinlerce insanın canına malolmuş ve çözümün oldukça uzağında olan Kürt meselesi ‘Bölgesel Dengesizliklerin Azaltılması’ başlığıyla çok kısa olarak yer bulabilmiş. 410 sayfalık programda bir kez bile ‘Kürt’ kelimesi geçmiyor. Halen sorun ‘bölgesel dengesizlik’ olarak sunulmaya ve çözüm olarak da ‘bölgesel dengesizliklerin giderilmesi amacıyla, Kalkınma Ajansları da kullanılarak, geri kalmış bölgelerin ekonomik ve sosyal sorunları için tedbir alınmasına devam edilecektir’ vurgusu yapılıyor. Türkiye gerçeği ile yüzleşmekten kaçınan siyasi iktidarlar ve mevcut partilerin neredeyse tamamı bu ay sonuna kadar onaylanacak bu programa itiraz etmeyerek yalana ve suça da ortak oluyorlar. Kürt meselesini görmeyen bu program Alevileri de görmüyor. Yükselen Alevi hareketinin de bir sonucu olarak artık sağır sultanın bile duyarak teleffuz etmek zorunda kaldığı ‘Alevi, cemevi, zorunlu din dersi’ gibi kelimeler de programda yok. Bu kelimelerin geçmediği ve AKP Hükümeti tarafından hazırlanan Ulusal Program Taslağı’nda doğal olarak Alevi kurumlarının ‘Zorunlu din derslerinin kaldırılması’, ‘Cemevlerinin yasal statüye kavuşturulması’ ve ‘Dini özgürlükleri konusunda açılımlarda bulunulması’ gibi istekleri de dikkate alınmıyor.

 

Türkiye’nin etnik, inançsal ve kültürel sorunlarını görmeyen, görmek istemeyenlerin raporda

Türkiye’nin kuruluşundan beri yenilenmenin sürekli olarak içinde olduğunu vurgulamaları modern ve ileri görüşlü bir Türkiye Cumhuriyeti’nin toprak bütünlüğünün ve siyasi birliğinin, her türlü dil, din, ırk, cinsiyet ve etnik ayrımın ötesine geçen yurttaşlık bağı ile ve vicdan özgürlüğüne dayalı laiklik ilkesi ile pekiştirleceğinin vurgulnması ise hem trajik, hem komik, hem de büyük bir yalan.

 

Türkiye’nin bu tür yalanlardan kurtulması ve kendi sınırları içinde, kendi vatandaşları ile ilgili sorunlara kansız çözüm üretebilmesi ise kaçınılmaz bir biçimde hem mevcut hükümetten, hem de tezkereyi onaylayan partilerden kurtulmasından geçiyor.

 

Birgün, 11.10.2008








<-geriye:

    YAZDIR GÖNDER    


2 Temmuz 2007,SiVAS Madimak


Haberler
  • Başörtüsüne özgürlük CHP ile(mi) gelecek?
  • Ve Aleviler Hak İçin İlk Kez Miting Yaptılar
  • Alevilere Dersim'den Bakarken
  • Okullarda imam öğretmen dönemi
  • Alevilerden TRT, Vakit ve Yeni Şafak'a suç duyurusu

  • Açıklamalar
  • Alevilerden 9 Kasım Mitingi Için Çağrı
  • Almanya`da üç Eyalette daha Alevilik dersleri başladı!






  • <