TARAFINDAN: YOL HABER
Eğitim-Sen Genel Başkanı Zübeyde Kılıç, YÖK’ün 21 üniversitenin rektör adaylarını Cumhurbaşkanlığı’na oy sırasına uymadan gönderdiğini ifade ederek, YÖK’ün üniversitelerin iradesini yok saydığını söyledi.
Eğitin-Sen Genel Başkanı Zübeyde Kılıç'ın yaptığı yazılı açıklama şöyle:
21 üniversitenin rektör adayları Yükseköğretim Kurulu (YÖK) tarafından belirlenmiş ve Cumhurbaşkanı’nın onayına sunulmuştur. Ancak üniversitelerde yapılan seçimler sonrasında rektör adaylarının bir kez de YÖK tarafından belirlenmesi, başından sonuna anti demokratik bir uygulama olarak dikkat çekmektedir.
YÖK Genel Kurulu, 21 üniversite için 63 ismi belirlemiştir. Genel Kurul’da rektör adayları oylama sırasına göre Köşk’e gönderilmemiş, bazı üniversitelerde en çok oy alan aday liste dışı bırakılmıştır. Örneğin Gazi Üniversitesi’nde yapılan seçimlerde 732 oy alan mevcut rektör Prof. Dr. Kadri Yamaç YÖK tarafından liste dışı bırakılırken, seçimde farklı bir şekilde ikinci olan eski rektör Prof. Dr. Rıza Ayhan’ın ismi birinci sırada Cumhurbaşkanı’nın onayına sunulmuştur.
YÖK’ün son derece anti demokratik bir yöntemle rektör adaylarını belirlemesinin ardından, benzer pek çok durumda olduğu gibi, hükümet yanlısı basın yayın kuruluşlarının, YÖK’ün tutumunu haklı göstermeye çalışan haber ve yorumlar yapmaya başlaması ayrıca üzerinde düşünülmesi gereken bir durumdur.
Bazı üniversitelerde en fazla oyu alan adayların YÖK tarafından “liste dışı” bırakılması ya da sıralamalarının değiştirilerek Cumhurbaşkanı’nın onayına sunulması, YÖK’ün açıkça AKP Hükümetinin istek ve beklentilerine uygun hareket ettiğinin açık bir göstergesi durumundadır. Dolayısıyla son yapılan rektör adaylarının belirlenmesi, YÖK’ün daha önceki uygulamalarından ve anti demokratik yapısından bağımsız değerlendirilemez.
YÖK bugüne kadarki uygulamalarıyla üniversiteler, özgür düşünen, toplum için bilim üreten ve sunan bilim insanlarından arındırılmıştır. Bugün birer ticarethane gibi işleyen, içten içe eritilerek kamusallığı yok edilmek istenen üniversitelerimize sahip çıkmanın sorumluluğu ile karşı karşıyayız. Üniversitelerimize sahip çıkmak, birer bilim yuvası haline getirebilmek için atılacak ilk adım, üniversitelere hakim olan YÖK’ün kaldırılması, üniversite rektörlerinin üniversitenin tüm bileşenlerinin katılımıyla yapılacak seçimlerle belirlenmesidir.
Bütün eğitim kurumları gibi üniversiteler de siyasi iktidarın politikaları doğrultusunda yeniden yapılandırılmaktadır. Bu anti demokratik yapılandırmanın ortadan kalkması üniversitelerin bilimsel bilgiyi üreten, ürettiği bilgiyi toplumla paylaşan kurumlar olması, kamusal bir anlayışla yeniden tanımlanması, sermayeden ve siyasal iktidardan özerk kurumlar olması ve üniversitenin bütün bileşenlerinin karar süreçlerine katıldığı, söz, yetki ve karar hakkı olduğu bir demokrasi anlayışının geliştirilmesi ile mümkündür. YÖK varolduğu sürece bu evrensel ilkelerin hayata geçmesi mümkün değildir. Bu nedenle öncelikle;
Üniversiteler siyasal iktidarların etki alanında olmaktan çıkarılmalı, üniversitelerin tüm kurumlardan, siyasi iktidardan ve sermayeden bağımsız olarak kendi kararlarını almaları sağlanmalıdır.
Bilimin özgürleşmesi, kamusal, özerk ve demokratik bir üniversite anlayışı ancak bu koşullarda yaşatılabilir. YÖK ve siyasal iktidarın temsil ettiği anlayışlar üniversitelerimizden ellerini tamamen çekmeli, özgür bilim ve sanat, demokratik-katılımcı yönetim ve özerk-bilimsel üniversite anlayışının hayata geçirilmesi için gerekli adımlar atılmalıdır.
Üniversiteler demokratik bir yapıya kavuşturulmalıdır. Üniversiteler hakkındaki kararlar üniversite bileşenleri tarafından verilmeli. Üniversite bileşenleri, üniversiteler hakkında söz, yetki ve karar sahibi kılınmalıdır.
Üniversiteler üzerindeki gerici-faşist kadrolaşma ve yapılanmaya son verilmelidir.
Topluma ve insanlığa karşı sorumlu, özerk-bilimsel ve demokratik bir üniversite talebinin gerçekleşmesi, başta YÖK ve siyasi iktidar olmak üzere, üniversiteleri birer egemenlik alanı haline getirmeye çalışan her türden yapı ve anlayışlara karşı mücadele ile mümkündür. YÖK’ün üniversiteler üzerindeki baskıcı uygulamalara imkan veren, 2547 Sayılı Yasa yerine, demokratik, katılımcı bir üniversite yasası hazırlanmalıdır.
Eğitim Sen olarak, üniversitelerin bütün bileşenleri ile birlikte özgür, eşit ve demokratik bir Türkiye, özerk-demokratik ve kamusal bir üniversite için mücadele etmeye devam edeceğiz.