TARAFINDAN: ABF, TURAN ESER
ILIMLIN İSLAMIN MÜHENDİSLİĞİ CEMEVİLERİMİZİ CAMİLEŞTİRENMEZ
BASINA VE KAMUOYUNA
• DİYANET ELİNİ VİCDANIMIZDAN ÇEKSİN
• ILIMLIN İSLAMIN MÜHENDİSLİĞİ CEMEVİLERİMİZİ CAMİLEŞTİRENMEZ
• DEVLETİN DİNİ FETVALARI ALEVİLERİN LAİK DÜNYASINA VE VİCDANINA GİREMEZ
• AĞAÇ BALTAYA, “BALTA BALTA SEN BENİ KESMEZDİN AMA NE YAPAYIM, SAPIN BENDEN� DEMESİNİ CEMVAKFI YÖNETİCLERİ TERCÜME ETME ZAMANIDIR.
İslamcı medyanın son günlerde gündeme taşıdığı, “Cemevlerinde Kutlu Doğum haftası� haberi, Türkiye’de Alevi-Bektaşi toplumun en güçlü ve yaygın örgütlenmesine sahip olan ABF’nun destek verdiği bir çalışma değildir. Bu kutlama, İslamcı medya, devletin din propaganda ve misyonerlik merkezi Diyanet ve Cemvakfı himayesinde üç beş kişilik taşeronun asimilasyon niyeti olan projesidir. Bu gelenek bir kamu kurumu olan diyanetin, bağlı olduğu bakanlık kararı ile 1989’dan itibaren uygulanmaktır. Asırlardır yapılmayan bu kutlama, aslında siyasal islamcı örgütlenme ve misyonerlik faaliyetlerine hizmet etmektedir. Hz. Muhammed’in kutsal kişiliği üzerinden, Cemvakfı ve diyanet işbirliği ile sürdürülen asimilasyoncu projelere, cemevlerini hedef seçilmesi, cemevlerinin minareleştirme girişimlerini, tehlikeli bir misyonerlik faaliyeti olarak görüyoruz. Alevi inancı, kültürü ve felsefesi, Cemevlerini “cümbüş yeri� olarak gören Diyanet İşleri Başkanlığı ve inanç özgürlüğü ve laiklik mücadelesi yerine asimilasyonu kabul eden Cemvakfı’nın artniyetli girişimlerine kurban edilemez.
“Kutlu Doğum haftası� bir İslam ülkesinde bu çapta ya da hiç kutlanmaz iken, Türkiye’de 1989 yılından beri giderek yaygınlaşan, kamusal bütçelerden finansmanları sağlanarak, dinsel faaliyetin yanı sıra artık bir siyasi faaliyet haline getirilmiştir. Bu etkinlikler artık kamusal alanın içine sokulmuştur. Okullarda, devlet dairelerinde ve bir çok kamusal alanda yaygınlaşmaya ve hatta giderek AKP yönetimindeki yerel yönetimlerde siyasi malzeme haline getirilmektedir. Alevi-Bektaşi Ulularını, Diyanet İşleri Başkanlığı kurumuna ve kurumun denetimindeki camilere sokmayanların, kendi dinsel faaliyetlerini (cemevlerinde müftüler aracılığı ile kuran kursu gibi) Alevi-Bektaşi toplumun inanç merkezleri olan cemevlerine, özellikle AKP iktidarı döneminde sokmaya çalışmasında medet umanlardan değiliz. Türkiye’de demokratikleşme, çağdaşlaşma önünde engel olanların, bu türden kamusal hizmetleri art niyetlidir ve Alevi-Bektaşi inancını asimilasyona tabii tutma girişimidir.
Şu gerçek bilinmelidir; Devletin dini fetvaları Alevi-Bektaşi toplumun laik dünyasına ve vicdanı giremez. Bizim laik dünyamızda din ve devlet ilişki ayrılmıştır. Dedelerimizi, cemevlerimizi, eğitimizi biz kendi kaynaklarımızla finanse ediyoruz. Hiçbir kutlamamız devletin resmi kurum fetvaları ile yapılmaz. Alevi-Bektaşi toplumu aklın dünyasını rehber edinerek, vicdanın insan ve hak sevgisini özgür kılma felsefini benimser.
ABF, Diyanetin, Alevi-Bektaşi toplumunu siyasal İslamcı odakların yanına çekmek amacıyla, tek kişi yönetimine dayalı Cemvakfı üzerinden sürdürülen, asimilasyon projelerine karşı, hukuksal temelde eşitliğin benimsendiği, kimsenin başkasının himayesinin altına girmediği, Diyanete kulluğun olmadığı, herkesin inancının kendisine, vicdana ve dini hayata ait olduğu aracısız, misyonersiz ve asimilasyonsuz bir Türkiye özlüyor ve talep ediyor.
İnanç evrensel anlamda, inananla, inanan arasındaki ruhani ve özgür bir ilişkidir. Aracığa ve tefeciye ihtiyaç duymaz. Siyasi kurumlarının ve yönetimlerinin toplumsal hassasiyet uyandırmak ve dini hayata ait değerleri sömürmek amacıyla bu türden aktivite içerisinde olması, hem inanç özgürlüğü, hem de laiklik ilkesi gereği doğru değildir.
Kamuoyunun bilgisine saygı ile sunarız.19.04.2007
ALEVİ BEKTAŞİ FEDERASYONU
Turan Eser, Genel Sekreter