TARAFINDAN: ABF
Alevi Bektasi Federasyonu HUBYAR konusundaki gelismlerle ilgili olarak "KAMUOYUNA AÇIKLAMA" baslikli bir aciklama yayinladi.
HUBYAR SORUNU VE SAĞDUYU ÇAĞRIMIZ
Son dönemlerde “Hubyar� ile ilgili tartışmalar kişisel kasıtları olan ve yanlış bir düzlemde ele alınmaktadır. Hane içi tartışmanın kurumsal düzlem zeminlerinin dışına çıkartılarak, kamuoyuna taşınmasına ve hane içi tartışma üzerinden bir gerilim yaratmaya dönük çabalara ABF ortak olmayacaktır. ABF olarak, Hubyar ile ilgili tartışmaların çağdaş ilişkiler üzerinden kurulmasını öneriyoruz. Bu tartışmalarda kullanılan dil ve üslup, Alevi öğretisinin dili ve üslubundan oldukça uzaktır.
“Hubyar Dergâhını� gazetelerin malzemesi haline getirilmesini, bundan “gurur�la bahsetmek ve insanlar arasında “Manşetteyiz� çığlıkları ile taraftar yaratmak bir Alevi kurumunun görevi olamaz. Alevilerin kendi eliyle değerlerini yıpratmaya dönük çalışmalarını desteklemediğimizin bilinmesi gerekir.
“Sen bana şunu dedin� ve “ben sana şunu dedim� düzlemindeki tartışma, örgütlerin ve kurumların değil, kişilerin tartışmasıdır. Bu ise Hubyar’ın öğretisine yapılacak en büyük haksızlıktır. Bu tarz kin ve nefret üzerine kurularak sürdürülen tartışmalarla, Hubyar Dergâhını bu hale getirenlere tek çağrımız var; Değerlerinizi kendi elinizle yıpratmayın! Sağduyulu Hubyarlılar, çatışmadan değil, barıştan yana yolu benimseyin! Sağduyulu Hubyarlılar, 2006 yılında Hubyar’da yapılan etkinliğe 20 bin kişi ile katılarak, bu tavrı göstermiştir. Önemli olan bu sağduyunun etrafında toplumsallaşmaktır.
ASLI GÖREVLERİNİZLE BULUŞUN
Alevi toplumuna yönelik siyasi, kültürel, inançsal açıdan yürütülen onca saldırı ve inkâr politikaları ortada dururken, bazı Alevi örgütlenmelerinin ve kişilerin aslı görevlerini bırakıp, “Hubyar� sorununu sanal zemine çekerek tartışmak doğru bir yaklaşım değildir. Çözüm sunmak yerine, “Hubyar Dergâhını� en alt düzeyde bir üslup ve söylem ile ilgili ve ilgisiz tüm kamuoyunun gündemine taşımasının, yol erkânı ile uzaktan ve yakından ilişkisi yoktur. Bugün asıl görev Alevilerin kendine ait talepleri ile toplumsal talepler etrafında örgütlenmesidir.
ABF DEĞİL, DEVLETİN RESMİ KURUMLARI MUHATTAP ALINMIŞTIR.
ABF olarak, 21. Yüzyıl Türkiye’sinde, fikirsel ve örgütsel zeminde, birlikte hareket etme zorunluluğumuzu sürekli vurgu yaparken, “Hubyar� tartışmalarında, ABF’nin hedef gösterilerek ele alınmasını, ancak kişisel hırsların ürünü olduğunun bilinmesini istiyoruz. Sürekli “ABF hakemliği� isteyenlerin, ABF yönetimlerine danışmadan, “Hubyar� ile ilgili şikâyet dilekçelerini resmi makamlara sunduktan sonra, ABF’den “gelin bu sorunu çözün� demeleri, üst kurum olan ABF’yi kişisel niyetlere alet etmekten başka bir şey değildir.
Hubyar sorunu ABF’nin gündeminde değildir. Hubyar sorunu şikâyetler sonucu devletin mahkemelerine taşınmıştır. Şikâyet sahipleri, devletin resmi kurumlarını değil, Alevi kurumlarını adres olarak tanımalıdır.
ABF olarak, şu an “Hubyar Dergâhı� ile ilgili sürmekte olan hukuksal davaların sonuçlarına göre, ABF yönetimi genel bir değerlendirmeyi kendi içinde yapacaktır. “Hubyar� tartışması kullanılarak, Alevi örgütlenmelerini ve Alevi hareketini hedef alan, açıklamaları talihsiz açıklamalar olarak değerlendiriyoruz.
İSİMLERİN, SİMGELERİN VE LOGOLARIN TESCİL EDİLMESİ VE PATENT HAKKI VE ÇÖZÜM ÖNERİMİZ.
Alevilere ait değerlerin, kurumsal olarak isimlerin, logoların ve simgelerin kurumsal açıdan tescil edilmesi önemlidir. Bu nedenle ABF’ye bağlı kurumlarımız, kendi değerlerini başkalarının kullanmasını önlemek için, kurumsal olarak bu değerlere sahip çıkıp toplumsallaştırmasıdır. Örneğin, Hubyar sorununu dile getirenler, ürünlerini tükettikleri “18 ay dayanıklı SEMAH SU�, “Erikli Su�, “Mevlana ürünleri� isminin nasıl markalaştırılarak ve ticari amaç güden kişisel ele geçirilmesine itiraz etmelidir. Asırlardır, her türlü baskı ve asimilasyonlara karşısında dayanmış ve bugüne gelen SEMAH’ımızın, “18 ay dayanıklı� olmadığının bilinmesi gerekir. Ya da Pir Sultan Logosunu, ismini Türkü barlara verilmesinin önüne geçilmesi, diğer bir görev olarak önümüzde durmaktadır. ABF’ye bağlı PSAKD birkaç yıl önce Genel kurul kararı ile Pir Sultan logosunun, ticari amaçla kullanılmasını önlemek için girişimde bulunma kararı almıştı. Fakat bu logo halen bir çok yerde denetimsiz ve amacı dışında, ışıklı levhalarda kullanılmaktadır. Buna 1998 yılından beri sessiz kalıp, Genel Kurul kararlarını hiçe sayıp, ocak mensubu bir dedenin, ocağının ismini tescil ettirmesini, düzeysiz bir üslupla eleştirmesi inandırıcılıktan uzaktır. Eğer amaç değerlerimize sahip çıkmak ise, buna örgütlü tepki göstermemiz gerekir. Alevi değerlerinin ticaretin ve eğlence merkezlerin objesi haline getirilmesini önlemek gerekir.
Önemli olan Alevi değer ve simgelerinin ticari amaç için kullanılmasını önlemektir. ABF olarak her kim ki Alevi değerlerini amacı dışında kullanırsa açıktan karşı duracaktır. Hubyar’ın isim olarak tescil edilmesi, bunun ticari amaç için kullanılması durumunda da bu tavrımız geçerli olacaktır.
Alevi değerlerinin simgeleri ancak Alevi kurumları ve Ocak sahipleri tarafından tescil edilmeli ve amacı dışında kullanılmamalıdır. 23./02 / 2007
Saygılarımızla arz ederiz.
Selahattin Özel
ABF Genel Başkanı