TARAFINDAN: ABF, AABK
Alevi Bektaşi Federasyonu ve Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu’nun, 22 Temmuz 2007 Genel Seçimlerine İlişkin Ortak Tavrı
SİYASİ SEÇENEK GÖRMEYEN ALEVİLER KENDİ TALEPLERİ VE ÖRGÜTLERİ ETRAFINDA KİTLESELLEŞİYOR!
Türkiye’de toplumsal muhalefetin giderek zayıfladığı bir süreçte, Aleviler kendi talepleri ve örgütleri etrafında daha da sıkı bir şekilde kitleselleşiyor. 2007 yılının Alevi-Bektaşi etkinliklerinde bu artışı daha net gözlemlemekteyiz. En son Abdal Musa etkinliklerine olan katılımın geçen yıla oranla iki katına çıkması ve bu yılkı Madımak katliamını protesto etkinliğine 20 bin kişinin, (2005 yılında 2 bin, 2006 yılında 10 bin kişi) katliam yerine karanfil bırakarak katılması, bu kitleselleşmenin önemli göstergelerindendir. Eski yıllara oranla Madımak katliamını lanetleyen çevrelerin sayısında artışı gözlemlemek, Madımak katliamı ile yüzleşmekten yıllardır uzak duran çevrelerin, Madımak oteli önüne karanfil bırakmaları, 14 yıldır sürdürdüğümüz, “Unutmadık, unutturmayacağız? ve “Madımak müze olacak? talebimizin haklılığının göstergesidir. Artık Madımak’ın müze olmasından başka bir seçeneği kalmamıştır. Alevi hareketini giderek artan özgüven ve kitleselleşmeyle bu talebin en kısa zamanda gerçekleşmemesini sağlayacaktır. Bu yılki Madımak katliamını protesto mitinginde bizi yalnız bırakmayan, ÖDP, EMEP, TKP, KESK, TMMOB, DİSK, Halkevleri ve diğer bir çok sivil toplum kuruluşuna teşekkür ediyoruz. Alevilerin oylarını cebinde keklik gören ama Alevilerin bu önemli mücadele gününde katliamı lanetlemek ve Madımak önüne karanfil bırakmaktan kaçan CHP’nin ve Deniz Baykal’ın, Alevi toplumu karşısında inandırıcılığı bitmiştir.
GENİŞ TABANLI SOL SEÇENEK BEKLENTİSİNİ YARATMAK İSTEDİK.
Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) ve Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) tarafından bugüne kadar sürdürülen çalışmalarımız, etkinliklerimizde demokratik, laik bir Türkiye için solun güç birliğini önerdik. Sol-sosyal demokrat parti ve demokratik kitle örgütleri ile gerçekleştirdiğimiz görüşmelerimizdeki temel arzumuz ve talebimiz, Türkiye’nin temel sorunlarına ilişkin ortak bir çözüm programı zemininde, “Laik ve demokratik bir Türkiye İçin? solun en geniş birliğini sağlamak ve toplumun önüne tek sol seçenek olarak çıkmayı sağlamaktı. Bunun içinde görüşülen kurumlara, çözüm önerilerimizi ifade eden “Çözüme ortak olun? raporumuzu sunduk.
Fakat onca çabalar sonucu, Türkiye’de sol ve sosyal demokrat partiler, inisiyatifler, sol ve sosyal demokrasinin evrensel ilkeleri ekseninde, Türkiye’nin sorunlarına çözüm önerecek, Aleviler dahil bir çok toplumsal kesimi kucaklayacak bir sol güç birliği yaratmamıştır. Sol ve sosyal demokrat olarak tanımlanan partilerin bu seçeneği yaratmamış olması, Alevi toplumun siyasi tercihini zora sokmuştur. Ayrıca Türkiye’deki siyasi partiler ülkemizin genel ve Alevilerin sorunlarına ilişkin ciddi bir siyasi çözüm projesi üretmemiştir.
22 TEMMUZ TÜRKİYE VE ALEVİLER İÇİN SİYASİ ÇÖZÜM OLMAYACAKTIR.
Ülkemizde siyaset kültürünün ve demokrasinin budanmasına tanıklık ettiğimiz bu süreçte, vatandaşın seçme ve seçilme hakkını elinden alan siyasi partiler kanunu, halkın iradesini meclise yansımasını engelleyen seçim kanunu ve baraj sistemi sorgulanmadan, siyasetin toplumsallaşması yerine, siyasetin tekelini parti liderlerinin iki dudağının arasına teslim eden ve siyasi hükümdarlık sürdüren parti tüzükleri engellenmeden, demokratik ve katılımcı bir siyasi ortam ve seçenek yaratılamaz. , Siyasal İslamın bugünkü iktidarından açıktan ve doğrudan sorumlu olan yasalar, ideolojiler, darbeler, güçler ve kamusal hizmet adı altında bize dayatılan anti laik uygulamalar olan, zorunlu din dersleri, 90 bin imamlı diyanet, 4 bin kuran kursu, İHL, İlahiyat fakülteleri, kamusal din bütçeleri ile yüzleşmeden, bunlara itiraz etmeden, 12 Eylül hukuku ile hesaplaşmadan ülkemiz demokratikleşemez ve laikleşemez. Seçimlerin sonucunda ortaya çıkacak irade ülkemize ve sorunlarımıza çare olmayacaktır. Korkuya dayanarak şeriat ve darbe ya da laik - anti laik çatışma arasına sıkıştırmaya çalışan anlayışlar, ülkemiz ve toplumsal kesimler için çözüm üretemez. Bu ülkede korunacak bir laikliğe değil, siyasal islamın güçlenmesine ve anti demokratik dayanaklardan beslenerek iktidar olmasına zemin sağlayan anti laik uygulamaların, anti demokratik kuralların kamusal alandan temizlenmesi ihtiyacı vardır. Olmayan bir şeyin korunması siyasi komikliktir.
TÜRKİYE VE ALEVİLER SEÇENEKSİZ KALMIŞTIR.
22 Temmuz seçimi tablosu, Türkiye’ye bir siyasi seçenek sunmamıştır. Siyasi partiler kendi iktidarlarını kurmak ve egemenliklerini sürdürmenin yarışına girmişleridir. Siyasetçiler kişisel, rant ve kendi gelecek kaygılarından dolayı, Türkiye’nin yıllardır çözüm bekleyen temel sorunlarına ve Alevilerin temel taleplerine kayıtsız kalmışlardır. Türkiye’deki sorunlara karşı duyarlı olan siyasetçiler ve toplumsal kesimlerin adayları, parti liderleri tarafından budanmış ve adaylıkları engellenmiştir. İşte bu nedenle 2007 yılı seçimlerinde bağımsız aday olan vatandaşlarımızın sayısı haklı olarak eski yıllara oranla daha da artmıştır. Artık tepkiler bağımsız adaylık üzerinden kendini ifade etmeye başlamıştır. Siyasetin anti demokratik kurum ve kurallarla yürütüldüğü ülkemizde, bireylerin ve toplumsal kesimlerin siyasette temsil edilmesinin önü kesilmiştir. Alevi kökenli adayları listelerden budayan, ön seçimlerde hakları gasp eden, onların toplumsal ve kültürel kimlikleri buluşmaktan kaçan, parti vitrinlerinde göstermekten utananlar, söz konusu sağcı ve tarikatçı siyasiler olunca “birlik? sloganı atan siyasileri Aleviler bu seçimlerde ciddi olarak sorgulayacaktır.
ABF VE AABK SEÇENEKSİZLİK DEĞİL, YENİ SİYASET ÖNERİYOR
Alevi kimliği Türkiye gerçeğidir! Bu gerçeği inkar ve ihmal eden tarihe ve Türkiye’ye karşı sorumludur. 14. yılında Madımak katliamın gerçekleştiği otelin, altının bir kebap salonu olarak işletilmesine seyirci kalan ve buranın müze olmasını sağlamayanlar, diğer taleplerine kulak tıkayanlar, Alevi kimliği ile buluşma konusundaki utangaç ve kompleksli tavrından kurtulmayanlar, Alevi toplumunun değerleri ve kimliği ile doğrudan ve kurumsal olarak buluşmayanlar, Alevileri mecliste temsil edilmesini engelleyenler, ‘’Laik ve demokratik bir Türkiye’’ için mücadele edemezler. 2007 yılı seçimlerinde Alevileri ve değerlerini çirkince kullananlar, iki yüzlü siyaset yapanlar Alevilerden oy almaları mümkün değildir. Türkiye’de yıllardır çözüm bekleyen, yoksulluk, yolsuzluk, düşünce özgürlüğü, farklı kimliklerin kendini özgürce ifade etme hakkı, işsizlik, sağlık, eğitim, çevre, küresel ısınmanın doğuracağı tehlikeli etkileri gibi bir dizi ciddi sorunları ile yüzleşmek istemeyen siyasi partiler Alevilerden oy alamayacaktır.
OYLARIMIZIN ADRESİ BELLİDİR.
ABF ve AABK olarak bu yıl ki seçimlerde Türkiye’nin ve Alevilerin sorunlarına çözüm sunacak bir siyasi parti seçeneğimiz yoktur. Siyaset demokrasi, laiklik, eşitlik ve farklı kimliklerin, dışlanmışların, yoksulların, mağdurların, işsizlerin, kadınların, gençlerin eşit haklardan yararlanması konusunda sınıfta kalmıştır. Aleviler güçlü sol duyusu ile yine solda duran demokrasi, laiklik, eşitlik ve Alevilerin sorunları konusunda duyarlı olan sol partilere ve sol, sosyalist, sosyal demokrat ve Alevi bağımsız adaylara oylarını verecektir.
YANİ ALEVİLER 2007 SEÇİMLERİNDE OY KULLANIRKEN;
• Laik ve demokratik sivil bir Anayasa için 12 Eylül Anayasası ile hesaplaşmayı,
• Anti demokratik seçim yasasını (% 10 barajı) ve siyasi partiler kanunu demokratikleştirmeyi,
• Aleviliğin, yasal ve anayasal olarak tanımlanmasını
• Cemevlerinin inanç merkezi olarak kabul edilmesini,
• Diyanet İşleri Başkanlığını kaldırmayı,
• Ötekileştiren değil, özgürleştiren laiklik ilkesi ile bütün inançlara eşit mesafede durmayı,
• Asimilasyonları durdurmayı ve zorunlu din derslerini kaldırmayı,
• Alevilere ve farklı inançlara yönelik,ayrımcı uygulamaları kaldırmayı ve yok etmeyi
• Hacı Bektaş Veli Dergahı müze olmaktan çıkarıp, bir inanç merkezi olarak asli sahiplerine teslim etmeyi
• Sivas’taki Madımak Oteli’ni ’’Barış ve Kardeşlik Müzesi’’ yapmayı, savunan sol siyasi partileri ve sol bağımsız adayları tercih edecektir.
SEÇENEKSİZLİK KARŞISINDA SEÇENEK YARATATACAK YENİ BİR SOL KİTLE PARTİSİNE İHTİYAÇ VAR.
Türkiye’nin güçlü bir sol ve sosyal demokrat kimliğe sahip bir kitle partisine ihtiyacı vardır. Bu ülkede farklı toplumsal kesimleri kucaklayacak, ayrımcılığa, dışlanmışlığa ve öteki yaratmaya karşı, toplumsal uzlaşmayı adalet, hukuk, demokrasi, eşit haklar üzerinden tarif ederek ortak paydalarda bir arada yaşama kültürünü savunacak, solun ve sosyal demokrasinin evrensel ilke ve kültürü ile şekillendirilmiş güçlü bir kitlesel sol partiyi inşaya girişmek gerekir. 22 Temmuz seçimleri Türkiye’nin demokrasi güçlerinden ve sol duyulu vatandaşlarından bu görevi yerine getirmelerini bekliyor.
ABF ve AABK olarak ülkemize ve toplumumuza karşı demokratik sorumluluğumuz ve duyarlılığımız yerine getirmek için, sol ve sosyal demokrat kimliğe sahip bir kitle partisinin kurulması önerimizi toplumun ve demokrasi güçlerinin en geniş kesimleri paylaşıp, bu projenin gerçekleştirilmesine katkı koyacağız. Mevcut sol grup, parti, inisiyatiflerin, çevrelerin, DKÖ’lerin, Sendikaların, Meslek odalarının, kadın örgütlerinin, çevrecilerin ve kendini temsil etme zemini bulamamış tüm dışlanmışların içinde yer alacağı bir projeyi, Türkiye’de inşa etmekten başka bir seçenek kalmamıştır. Bu nedenle tercihimiz, demokrasiden, eşitlikten, insana saygısı olandan, emekten, barıştan ve özgürlüklerden yanadır. Yani el birliği ile yeni seçenek yaratıp, halkı seçeneksizlikten kurtarmaktır. 09.07 2007, Ankara
Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Selehattin Özel, Genel Başkan
Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Turgut Öker, Genel Başkan