TARAFINDAN: İSMAIL KAPLAN
Giris:
Alevi - Bektaşi Dergah örgütlenmesi, 1826 yılında Yeniçeri İsyanı bahane edilerek Osmanlı Askerleri tarafından büyük ölçüde tahrip edildi. Dergahlar, tekkeler ve içindeki değerli eşyalarla kitaplar yakıldı. Bektaşi Babalarının önde gelenleri „..İslam`ın şartlarına riayet etmedikleri, namaz kılmadıkları, oruç tutmadıkları, Ebubekir, Ömer ve Osman`a ağır sözler söyledikleri„ içerikli fetva ile katledildiler. Ayni zamanda, Alevi öğretisine ve tarihine ışık tutacak belgeler ve kitaplar yakıldığı için, Alevilerin birliği de ağır darbe almış oldu.
Cumhuriyet Döneminde, 30.11.1925 tarihli ve 677 sayili Tekke ve Zaviyelerle Türbelerin Sedine iliskin yasa ile de Alevi dedelerinin cem yürütmesi yasaklanmis ve bu yasaya karsi hareket edenlere karsi agir hapis ve para cezasi getirildi. Bu yasa ile dedeler, seyitler ve Bektasi babalari falci, büyücü ve üfürükçüler gibi toplum için zararli kisiler olarak gösterilmis ve tekke açmak ve dergah beklemek yasaklanmisti.
Bu baskılar sonucu daha çok köylere çekilen Alevilik, temel öğreti değerleri ışığında yeni koşullara uygun ibadet biçimleri oluşturdu. Cem evlerinde veya büyükçe bir evde ve hatta açik havada kurbanlar tiglaniyor, görgüler yerine getiriliyor,rizaliklar aliniyor, cemler birleniyor, semahlar dönülüyordu. Talip-dede, musahip- musahip iliskileri ile Alevi toplumunda istenen manevi ve sosyal huzur saglaniyordu. Bu düzenin disinda baska bir örgütlenmeye gerek duyulmuyordu.
1989 dan sonra Avrupa`da Alevi örgütlenmesi:
1989 a kadar Aleviler, Avrupa`da örgütlerine henüz „Alevi“ adini koymamislardi. Ya Haci Bektas Veli, Pir Sultan Abdal veya Abdal Musa gibi Alevi büyüklerinin adlari ile ya da amele birligi,yurtsever birlik v.s. gibi isimlerle örgütler kurmuslardi. Alevilerin çikardiklari dergilerin adlarinda da 1990 lara kadar „Alevi“ adı yoktu.
30.12.1988 tarihinde Hamburg`da degisik kesimlerden, sosyal demokrat ve sol görüslü Alevi kökenli 12 kisilik bir grup ilk defa „Alevi“ kimligi ile „Hamburg Alevi- Bektasi Kültür Grubu“olarak çalismaya basladi. Daha sonra 30-40 kisinin katilimi ile bu grup sistemli ve sürekli bir çalisma sonucu, Mayis 1989 da bir Alevi Bildirgesi yayinladi. Bu bildirgede, Türkiye`de 20 Milyon Alevinin yasadigi ve Alevi varliginin Diyanet Isleri uygulamasi ile Türkiye`de yok sayildigi böylelikle Alevilerin insan haklarinin çignendigi belirtiliyor, demokratik, hosgörülü ve halkçi özellikleri olan Alevi ögretisinin taninmasi ve resmi din egitiminde bu ögretiye yer verilmesi isteniyordu. Bildiride, Almanya`da (en düsük tahmin olarak) 350- 400. 000 Alevinin yasadigi ve Alevi kültürünün çok kültürlü topluma katkida bulunacagi, bu nedenle Alman kamuoyunun ve Sünni kesimin Alevilik hakkinda bilgilendirilmesinin gerekliligi vurgulaniyordu. Böylelikle Alevi örgütlenmesi ilk defa kendi disina; Sünni çevreye ve Alman kamuoyuna açilmanin gerektigini de görmüs oluyordu.
1990 da Hamburg Alevi Bildirgesine benzer bir bildirge Türkiye`de de taninmis yazar ve sanatçilar tarafindan imzalandi ve kamuoyuna tanitildi.
17.01.1991 de 7 Alevi Derneginin bir araya gelmesiyle Mainz` de „Almanya Alevi Cemaatlari Federasyonu“ kuruldu. 1992 de yeni katilanlarla örgütün adi „Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu“ olarak degistirildi. 1993 de, yeni kurulan örgütlerin yani sira, o zamana kadar Federasyona henüz katilmamis Berlin, Hamburg, Köln ve Mannheim gibi büyük derneklerin katilimi ile üye dernek sayisi 44 e yükseldi. Federasyon, 15. Agustos 1991 de „Mürsit“ adinda daha çok Alevi ögretisine agirlik veren bir dergi ve 15 Subat 1994 ten itibaren de „Alevilerin Sesi“ adi ile aylik Türkçe yayin organini çikarmaya basladi. Şu anda Alevilerin Sesi 7.000 adet basilmakta ve dagitilmaktadir.
1989 dan sonraki Alevi örgütlenmesinin en önemli özelligi, Türkiye`de var olan bir örgütün uzantisi olmamasinda yatmaktadir. Türkiyelilerin Almanya`da kurduklari daha önceki örgütler, Türkiye`de var olan bir örgütün ya da partinin yan kurulusu gibi olusmuslardir. Alevi örgütlenmesi, tamamen Almanya`da olusmus, Türkiye`den etkilenmedigi gibi, yukarida belirtildigi gibi, Türkiye`deki Alevi örgütlenmesini de dogrudan etkilemistir.
2. Temmuz 1993 Sivas Katliamindan sonra örgütlenme:
2. Temmuz 1993 Sivas Katliami, Alevi örgütlenmesinde bir dönüm noktasi oldu. Bilindigi gibi; Sivas`ta düzenlenen Pir Sultan Abdal senligini ve orada müslümanlara hakaret edildigi iddiasini bahane ederek seriatçilar ayaklanmis, 10.000 e yakin seriat taraftari, yedi saatlik bir gösteri sonunda güvenlik kuvvetlerinin gözü önünde Madimak Otelini atese vermis, bunun sonucu otele siginmis olan 37 aydin ve sanatçi yasamini kaybetmisti. Aleviler, devletin ve güvenlik güçlerinin önlemedigi bu katliami, Alevi kesimine yapilmis bir katliam olarak görmüs ve güvenlik güçlerine olan güvenlerini yitirmislerdir. Sivas Katliamindan sonra Aleviler; yeterince örgütlü olmamanin ve politik baski gücünden yoksun olmanin bu katliama yol açtigini görerek daha güçlü bir örgütlülügün geregine inandilar. Bunun sonucunda, bugüne kadar duyarsiz binlerce Alevi, Alevi derneklerine katilmaya basladi ve onlarca sehirde yeni Alevi dernekleri kuruldu. Derneklesme süreci, 12/13 Mart 1995 de Istanbul Gazi Osman Pasa mahallesine yapilan kanli saldiri ve saldiriyi protesto eden göstericilere polisin atesi sonucu 30 kisinin ölmesi ile daha da hizlandi. Avrupa`da Alevi derneklerin sayisi daha 1996 da 130 u asmışti. Almanya disindan Hollanda, Avusturya, Isviçre, Fransa ve Ingiltere`de kurulmus derneklerin katilmasi sonucu, Federasyonun adi 31. Ekim 1994 tarihinde „Avrupa Alevi Birlikleri Federasyonu“kisaca AABF olarak degistirildi. Çok kısa zamanda Federasyona üye dernek sayisinin asiri artmis olmasi, genel kurul ve temsilciler meclisi çalismalarini aksatmis ve ülkeler arasi koordinasyonu zorlastirmistir. Bu nedenle, 25. Kasim 1997 tarihinde yapilan tüzük kurultayinda; her ülkede federasyonlar olusmasi ve federasyonlarin „Avrupa Alevi Konfederasyonu“ adi altinda birlesmesi kararlastirilmistir.
Avrupa ülkelerindeki Alevi Federasyonları arasında iletişimi sağlamak ve birlikte hareket etmek amacıyla Konfederasyon kurma çalışmaları başlatıldı. Bu nedenle Almanya Alevi örgütlülüğü, 28.11.98 de yaptigi olagan genel kurulda, yeniden Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu -AABF adını aldı.
Bu gelişmeden sonra 2000 yılında Almanya`da bağımsız olarak Alevi Gençler Birliği ve Alevi Kadınlar Birligi kuruldu.
Uzun çalışmalar sonucunda 18. Haziran 2002 tarihinde Brüksel`de Avrupa Alevi Konfederasyonu resmen kuruldu. Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu Genel Başkanı Turgut Öker, Konfederasyon Genel Başkanlığına seçildi.
Avrupa Alevi Örgütlerin Amaçları:
Burada belirleyici olması nedeniyle Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF) Tüzüğünden amaçlar bölümünü okurlara sunalım:
- AABF, kendini Alman Anayasasına göre bir inanç kurumu olarak tanımlar.
- AABF, üye derneklerinin çıkarlarını üçüncü şahıslara - tüzel kişilere, kamu tüzel kişilere ve şahışlara -karşı korur. Alevi inancını ve tüm Alevi kültürünü tanıtma doğrultusunda çaba harcar. Özellikle Alman okullarında Alevi-Bektaşi inancına uygun dindersleri verilmesi için çalışır. AABF´nin Alman anayasasına göre kamu kurumu statüsünü elde etmek için çaba harcar.
- AABF, üyelerine Cemevi, Alevi-Bektaşi inancı, kültürü ve felsefesi içeren kütüphaneler açmalarında yardımcı olur.
- AABF, üyelerini değişik inanç ve kültürlerden, değişik etnik kökenden insanlarla birlikte barış içinde yaşamalarına teşvik eder. AABF tüm toplum bireylerinin eşit haklara sahip olmalarını ve eşit muamele görmelerini savunur.
- AABF, üyelerinin inançsal, kültürel ve sosyal alanda ihtiyaçlarını karşılar. AABF, Alevilerin kendi inanç ve kültürünü koruyarak Alman toplumuna uyum sağlamalarında yardımcı olur.
- AABF, Alevi gençlerinin Alevi-Bektaşi inancı, öğretisi ve kültürü doğrultusunda laik, demokratik çağdaş değer düşüncelerle yetişmeleri için çaba harcar. AABF Alevi öğretisi doğrultusunda çevre sorunları ve sportif faaliyetlerde yardımcı olur.
- AABF, Alevi-Bektaşi öğretisi doğrultusunda çevre koruma çalışmalarını destekler. Sportif faaliyetlere destek olur.
- AABF, Alevilerin kültürel benliklerini korumaya ve Alevi-Bektaşi inancı temsilcilerini, Dede, Ozan ve buna benzer kişileri desteklemeye yönelik çalışmalar yapar.
- AABF, Alevi-Bektaşi kültürünün yaşaması, yaygınlaşması ve araştırılması için Kadın ve Gençlik konularında yapılan çalışmaları destekler. Ayrıca Basın-Yayın ve diğer alanlar için komisyonlar kurar. Alevi inancının, geleneklerinin ve tarihinin ortaya çıkarılması için bilimsel araştırma ve incelemeler yapar. Bu amaçlar doğrultusunda kurum ve kurullar kurar. Ayrıca bu doğrultuda konferanslar, kurslar, seminerler, paneller, basın toplantıları düzenler ve yayınlarda bulunur.
- AABF, üyelerinin cenaze kaldırma işlerinde karşılaştıkları problemlerde yardımcı olur.
- AABF, çalışmalarında insan haklarını ve Almanya´da geçerli yasaları, bunlar evrensel insan haklarına ters düşmedikce, temel alır. AABF´nin diğer temel unsurları da insanın dokunulmazlığı ve kadın erkek eşitliğidir. AABF, devletin tam bağımsız kalarak inanç hürriyetinin uygulanmasından yanadır.
- AABF, hayırseverliği destekler. Özellikle yaşlıların bakımına, çocuk eğitimine, gençlik çalışmalarına ve bakıma muhtaç kişilere - örnek: yersiz yurtsuz kişilere ve mağdur gruplara - yönelik çalışmalar yapar. Ayrıca Alevi-Bektaşi inancı doğrultusunda, Alman kurumlarında (hastaneler, hapishaneler v.b.) inançsal hizmet vermeye çalışır.
- AABF, Türkiye´de, Avrupa´da ve diğer ülkelerde Alevi-Bektaşi temsilcisi kişi ve kurumlarla dostca ilişkiler geliştirir ve onlarla işbirliği yapar.
- AABF, Alevi inancının Türkiye´de, anayasal çerçevede yasal hak olarak kabul edilmesi ve bu hakkın korunması için çalışmalar yapar.
Alevi örgütlerinin Çalisma Alanlari:
 | Bilgilendirme: Ana amaçlari; Alevi inancini tanitmak, gençlere anlatmak, Alevilik hakkindaki yanlis bilgileri ve ön yargilari düzeltmek, çocuklarin ve gençlerin kendi kültürlerine yabancilasmalarini önlemek olan Alevi dernekleri; bu amaçlarini gerçeklestirmek için çesitli etkinlikler ve çalismalar yapmaktadirlar. |
Her dernek, gençlerin gereksinimlerine cevap vermek ve onlari derneklere kazanmak için; saz kursu, semah kursu, futbol takimi gibi gruplar olusturmakta, üyelere yönelik Alevilikle ilgili bilgilendirme toplantilari, seminerler ve kültür etkinlikleri, kültür haftalari düzenlemektedir.
 | İbadet: Her dernek her yil en az bir defa olmak üzere cem ayinleri düzenlemektedir. Bu ayinler genel olarak Abdal Musa Cemi olarak yürütülmektedir. Alevi cem ayinlerine Alevilerden ilgi büyük olup, çogu zaman cemlere Sünni kökenliler ve Alman tanidiklar ve resmi dairelerden yetkililer de davet edilmektedirler. Dedelerin çogu zaman baska yörelerden hatta Türkiye`den gelmeleri ve toplumu yeterince tanimamalalari ve son olarak da ceme katilanlarin bir arada yasamamalari nedeniyle görgü cemi, kirklar ve musahiplik cemleri yapilamamaktadir. Alevi örgütlenmesi henüz bu alanda, modern toplum yasamina uygun çözüm bulamamistir. |
Hızır orucu, Muharrem orucu, Aşure gibi Alevilerin önemli günleri nedeniyle, Alevi Kültür Merkezlerinde, muhabbet akşamları yapılmakta, akşamları birlikte oruçlar açılmakta ve Alevi ibadeti birlikte gerçekleşmektedir.
Son üç yıldır Alevi Kültür Merkezleri, Aşure gününde şehirlerin en işlek caddelerinde veya meydanlarında aşure pişirip dağıtmaktalar ve bu konuda kamuoyunu bilgilendirmektedirler.
 | Cem evi oluşturma:Alevi örgütlenmesinin devamliliginin en belirgin göstergesi, derneklerin yer ve bina konusundaki yaptiklari kazanimlardir. Göçmen örgütleri içinde; Alevi dernekleri, cami derneklerinden sonra kendi binalari olan örgütlenmedir. Su anda Almanya`da 35 Alevi Kültür Merkezi kendi binasına kavuşmuş durumdadır. Diğer derneklerin arayisları dikkate alinirsa; önümüzdeki 10 yil içinde 50 den fazla Alevi derneginin kendi binasini alacagi tahmin edilmektedir.
|
 | Festival ve Müzikaller: |
AABF, 1995 yılından bu yana ortalama her iki yılda bir geniş katılımlı festivaller yapmakta ve Aleviligin kamuoyunda tanınmasına ve Alevilerin topluca öz güvenlerinin pekişmesine katkıda bulunmaktadır. Önceleri stadyumlarda yapılan böylesi büyük festivaller, 2000 yilında 18.000 kişinin katılımı ile Köln Arena`da yapıldı. Bin Yılın Türküsü adlı bu programda Alevi tarihi ve öğretisi Türkçe ve Almanca olarak anlatıldı ve Alevi deyişleri 1.300 bağlamacı ile söylendi. Bu etkinlik alaninda ilk defa olması nedeniyle Dünya Rekorlar Kitabına girdi. Benzeri etkinlik 2002 yılında İstanbul`da tekrarlandı. 4. Nisan 2004 tarihinde Almanya Oberhausen Arena`da 10.000 izleyicinin katılımı ile “Kadının Türküsü� müzikali yapılacak.
AABF ve diğer Avrupa Alevi Federasyonları 2. Temmuz Sivas Katliamının ve orada şehit edilen canların unutulmaması için her yıl geniş katılımlı; toplantı, panel ve kültür etkinlikleri düzenliyorlar. Bu etkinliklerde Sivas Katliamının nedenleri ve Alevi örgütlenmesinin Alevi kimliğine olan katkıları dile getiriliyor.Avrupa ülkelerinin kamuoyu, terörist ve kökten dinci akımlara karşı duyarlı hale getiriliyor.
 | Alevilik Dersleri: |
Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu, Alevi kimliğinin tanınması ve gelecek kuşaklara aktarılması için en önemli yolun “Okullarda Alevilik Dersleri� verilmesi olduğunu bilmekte ve bu konuda uzun yıllardır çalışmalar yürütmektedir.
Almanya`da eyaletlerin eğitim alanında özerk olmaları nedeniyle, Alevilik dersleri çalışmaları eyaletler düzeyinde ve değişik çözüm yolları üzerinde yapılıyor.
Hamburg Alevi Kültür Merkezi`nin 1991 yılında Hamburg Okul Senatörlüğüne 300 imzalı dilekçesi, bu alandaki ilk çalışmadır. Hamburg Alevi Kültür Merkezi`nin Dinlerarası Din Dersleri Çalısma Grubundaki çalışmaları sonucu, Aleviliğe özgü konulardan „cem, aşure günü, Hacı Bektaş Veli, rızalık ve lokma, Muharrem Orucu, semah ve müzik“ konuları Hamburg Eyalet ilkokullarında değişik dinlere mensup öğrencilerin katıldığı inançlar arası din derslerine girmiş oldu.
17.4.2002 tarihinde Berlin`de Alevilik Dersleri`nin yolu açılmış oldu. AABF`nin desteği ile Alevilik Dersleri için gerekli koşullar yerine getirilerek Berlin Anadolu Alevileri Kültür Merkezi ders verme hakkına ulaştı. Anadolu Alevileri Kültür Merkezi, derslerin amaçlarını ve içeriğini, AABF Ders Plan Komisyonu`nun hazırlamış olduğu „Alevilik Dersleri Ders Planı Taslağı“na dayandırdı. Ders planında; Allah- Muhammed-Ali, Bektaşilik, Dört Kapı Kırk Makam, önemli günler, rızalık, semah gibi Alevi öğretisi konuların yanında, kardeşlik, hoşgörü, kadın erkek eşitliği, dinlerarası diyalog gibi Berlin okullarının eğitim amaçları ile örtüşen konulara da yer verilmektedir..
Alevilik Derslerinin, Berlin`de devlet okullarında sınıf geçmeli ders olarak kabul edilmesi, Aleviler için bir dönüm noktasıdır. Sadece bu olgu, Aleviliğin Almanya toplumunun bir parçası olduğunun ve böyle kabul edildiğinin bir kanıtıdır. Artık, kimliğimizin kabul ettirilmesi mücadelesi başarı ile sonuçlanmış, bundan böyle Aleviler için yeni bir dönem başlamıştır.
Kuzey Ren Vesfalya, Hessen, Baden Württemberg ve Bayern Eyalet Kültür ve Okul Bakanlıkları, Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu`nun bu eyaletlerdeki Alevi dernekleri adına verdiği Alevilik dersleri dilekçeleri 2004 yılı başlarında sonuçlanacak. Bu eyaletler birlikte hareket ederek 2001 yılı sonunda, Aleviliğin ayrı bir ders olarak öğretilme kapasitesini ve AABF`nin bir Alevi inanç kurumu olup olmadığını araştırmak üzere bir bilirkişi raporu hazırlatma kararı almışlardır. Bu bilirkişi raporu Aleviler için olumlu olarak sonuçlanacaktır.
Önümüzdeki yıllarda, Alevilik derslerinin gerçekleşmesi için gerekli olan alt yapıyı hazırlamak ve okulların hizmetine sunmak Alevi örgütlerinin ana görevleri olacaktır. AABF ve Alevi dernekleri, öğrencilerin, öğretmenlerin ve diğer ilgili kişilerin yararlanacakları “bilgi merkezleri� durumuna geleceklerdir. Alevilik derslerinde kullanılacak, kitap, dergi, kaset, video filmleri, Alevi sembolleri, saz ve diğer müzik enstrümanları, semah elbiseleri ve Alevi objelerinin toplanması veya üretilmesi ve ilgilenenlerin hizmetine sunulması gerekmektedir. Bu yöndeki bilgi gereksinimini karşılayabilmek için; Alevi öğretisini özümsemiş, Almanca bilen ve halkla ilişkilerde uzman görevlilerin çok acele olarak yetiştirilmesi ve Alevi derneklerinde görev almaları gerekmektedir. Bu uzman kadrolar, dinler ve kültürler arası diyaloğun “motor�u olacaklardır.
Alevilik derslerini verecek öğretmenlerin bir an önce Almanya`daki üniversitelerde eğitim görebilmeleri için; bir an önce bir ya da iki üniversitede Alevilik kürsülerinin açılması şarttır. Bu yönde de AABF`nin somut girişimleri vardır.
Alevilik dersleri verme hakkını almak Alevi örgütlenmesi için çok önemli bir başarıdır. Bu derslerin herkesi memnun edecek bir seviyede verilmesi de, Alevi örgütlerinden bu toplumun beklentisidir. AABF başta olmak üzere tüm Alevi kurumları bu onurlu görevin bilincinde ve sorumluluğunda gerekli adımları şimdiden atmıştır.
 | İnançlar Arası Diyalog: |
Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu, inançlar arası diyaloğu desteklemek için bir dizi çalışma yapmaktadır. Son yıllarda kiliselerle ve inanç kurumları ile ilişkilerin süreklilik kazanması için ciddi adımlar atılmıştır. Son yıllarda ortak sempozyumlar, ortak barış dua günleri ve barış için ortaklaşa basın açıklamaları yapılmaktadır.
AABF`nin girişimi ile 2003 yılında, Katolik, Protestan, Sünni ve Alevi inanç gruplarının temsilcilerinden oluşan bir İnançlar Arası Araştırma Grubu oluşmuştur.
İnançlar Arası Araştırma Grubu; karışık evlilik, din değiştirme, hakikatin varlığı, ortaklaşa dua, laiklik, aile planlaması, gen teknoloji ve daha bir çok toplumu ve inanç kurumlarını doğrudan ilgilendiren konularda görüş alış-verişinde bulunmak ve değişik ve ortak görüşleri ortaya koymak ve bunları toplumun hizmetine sunmak amacındadır.
Çalışmanın sonuçları bir taraftan inançlar arası ilişkilerde ortaya çıkacak çelişki ve anlaşmazlıkları, değişik inanç kurumlarında çözmek için kullanılabilecek, diğer taraftan bu sonuçlar din adamlarının, din dersi öğretmenlerinin ve kültürler arası diyalog çalışmaları yapan elemanların eğitiminde kullanılabilecektir.
Haziran 2003 de başlayan ve 12 kişiden oluşan bu çalışma grubu yaklaşık 10-12 oturum yapacaktır. Bu çalışma 2004 yılının sonunda tamamlanmış olacaktır.
 | EÄŸitim ve Entegrasyon Projeleri: |
2000 yıllarında, üst örgüt olarak AABF, Alevi Kültür Merkezlerine hizmet vermek ve örnekleme çalışma göstermek, AABF`de kadrolaşma ve uzmanlaşmayı sağlamak, eğitim ve öğretim alanında eleman yetişmesini teşvik etmek, kamuoyunda Aleviliğin tanınmasını sağlamak ve Alman resmi makamları ile ilişkilerin sağlanmasına katkıda bulunmak amaçlarına yönelik projeler geliştirmekte ve yürütmektedir. Son üç yıl içinde toplam 5 proje gerçekleşmis ve yürütülmüştür
Alevi Örgütlenmesinin Sorunları ve Geleceğe Bakış:
1. Alevi kimliğinin belirlenmesinde farklı tavırlar:
Alevi kimliğinin her Aleviyi kucaklayacak biçimde belirlenmesi Alevi örgütlenmesi önünde duran en önemli bir görevdir. Alevi kimliği ve Alevi kimliğinin devam ettirilmesi konusunda, şu anda genel olarak Aleviler arasinda dört ayri tavir görülmektedir.
 | Disa kapali tavir: |
Köylerde yasayan Aleviler ve Alevi dedeleri; genellikle Aleviligi eskiden oldugu gibi yasamak ve yasatmak istiyorlar. Bu kesime göre, dedelerin yeniden, otoritelerini kazanmalari, cem ve musahiplik kurumlarinin eskiden oldugu gibi aynen uygulanmasi Aleviligi yok olmaktan kurtaracaktir. Azinlikta da olsa böyle düsünenler, Aleviligin Alevilerin disina çikarilmasina razi degiller. Bu kesimde, inanç konusunda belirli bir gizemin kalmasi ve „Alevi sirri“nin disari verilmemesi görüsü hala agir basmaktadir.
 | Disa açilarak Sünnilige uyum saglamak isteyen tavir: |
Daha çok büyük sehirlerdeki ve Avrupa`daki Aleviler, artik Aleviligin eskiden oldugu gibi kapali olarak kalamayacagini biliyorlar. Bundan baska böyle düsünenler, Sünniler arasinda Aleviler hakkindaki önyargilardan kurtulmak için, disa açilmanin geregini görmektedirler. Bunlar, uyumlu olabilmek için de, Aleviligi Sünnilerin kabüllenecegi biçimlerde ortaya koymakla sorunlarin çözülecegini düsünmektedirler. Bu yolu benimseyen bir çok Alevi dedesi, Alevi anlayisini ve inancini açiklamak için Kuran-i Kerimden ayetlere basvurmaktalar ve Alevi örgütlerinde Kuran kurslari açilmasini bile önerebilmektedirler. Bu kesim, Ramazan bayramini kutlamakta ve örneğin Ramazan bayramlarında camiye giderek bayram namazi kilmaktadirlar. Kendi aralarinda kendilerinin „en iyi müslüman“ olduklarini savunmaktalar, disarida ise Kuran`in bazi ayetlerinin degistirildigini, Hz. Ali`nin namaz kilip oruç tuttugunu vurgulayarak, Sünnilere sirin gözükmeye çalisilmaktadir. Aleviligin, gerçek Islam oldugunu sik sik vurgulamaktadirlar. Alevilerin kurtulusunun, Diyanet Islerinde Alevileri temsil edecek dedelerle mümkün olacagini savunan bu Aleviler, küçük bir grubu olusturmaktadirlar.
 | Asiri tavir: |
Aleviligin, baskaldiri dini oldugunu savunan özellikle de bazı gençler arasinda taraftar bulan bu tavir, daha çok eski sol fraksiyonlarin, Aleviligi kendi amaçlarina kullanmak istemelerinden kaynaklanmaktadir. Aleviligin tarihinden; Pir Sultan Abdal ve Seyh Bedrettin Ayaklanmasi gibi tarihten örnekler vererek, Aleviligin inanç olmadigini, geçmiste sosyal haksizliklara ve zamanimizda kapitalizme karsi mücadele biçimi oldugunu savunan bu tavrin temsilcileri de çok azinliktadirlar.
 | Çagdas tavir: |
Aleviligin, Avrupa örgütlenmesinin temelinde çagdas tavir yatmaktadir. Buna göre, Alevilik, köyden sehire ve Avrupa`ya gerçeklesmis göç nedeniyle eskiden oldugu gibi ayakta kalamayacaktir. Göç sonucu, yeni yerlesim bölgelerinde kendi kültürünü kaybetmeden uyum ve sentez (çok kültürlülük) söz konusudur. Alevilik, yeni yerlesim yerlerinde kendini çevresine anlatmali ve yeni kosullara göre örgütlenmelidir. Alevilik, Avrupa`da demokratik sisteme uygun örgütlenmeli, dernek ve giderek yasalarca taninan inanç kurumlari seklinde yerlesmelidir. Bu örgütler, hem kendi inananlari için hem de içinde yasanilan toplumla iletisim için gereklidir. Alevilik, inancindan ödün vermeden, cem ibadetininin düzenlenmesindeyeni koşullara cevap verecek yeniliklere gitmelidir. Dedeler, kendilerini yetistirmeli ve genel toplumun sorunlari ile de ilgilenmelidirler. Burada yetisen nesile, 40-50 yil önce Anadolu köylerindeki gibi Aleviligi benimsetmek mümkün degildir. Gençlerin bu toplumda edindikleri ögrenme ve katilimci metodlarla, Alevi inanci ve kültürü verilmelidir. Alevilik, okullarda sadece Alevi ögrencilere degil diger ögrencilere de genel bilgiler olarak ögretilmelidir. Bu sekilde, Alevilik bu toplumun kültürlerinden biri olabilecektir. Alevilik, hem Türkiye`de hem Avrupa ülkelerinde yasalarla güvence altina alinmali ve resmi bir inanç olarak taninmalidir.
 | Farkli tavirlarin birbirleri ile iliskileri: |
Asiri tavir disindaki tavirlarin, genel hatlari ile Alevi degerleri konusunda ortak düsündükleri görülmektedir. Örnegin; insanin yaradilisi, insana verilen önem, kadin-erkek esitligi, Hz. Ali, 12 imamlar, Haci Bektas Veli, Pir Sultan Abdal, Yunus Emre gibi Alevi büyükleri, dört kapi kirk makam sistemi, Allah, Muhammed-Ali üçlemesi, kirklar cemi, musahiplik, muharrem orucu, dara durmak, lokma, semah, saz ve deyisler ortak degerlerden baslicalaridir.
Almanya`da Alevi ögretisi üzerine yaptigim seminerlerde 1996-1999 yilları içinde 16 sehirde dinleyicilerle yaptigim anketler, ortak bir „Alevi kimligi“nin varligini ortaya koymaktadir. Buna göre; anketlere katilan 4.00 ün üzerinde kisi; 19 konu arasindan, Alevilikte en çok sevdikleri konular olarak ; „Aleviligin insana deger veren ögretisi, Pir Sultan`in haksizliga karsi mücadelesi ve kadin erkek esitligini savunmasi“ ni göstermislerdir. Her yastan ve her tavırdan Alevinin katildigi bu anket sonuçlari, Alevilerin ortak degerlerde birlestiklerini ve böylece Alevi örgütlülügünün kalici olma gücüne sahip oldugunu ortaya koymaktadir.
Öte yandan; Alevilerin ortak degerlerde birlesmeleri, Alevi örgütlenmesinin sorunsuz oldugunu göstermemektedir. Alevi örgütlerinde; çogu kez ortak degerlerin öne çikarilmasi yerine Aleviligin, Sünni Islam baz alinarak belirlenmeye çalisilmasi gibi yapay konular tartisilmaktadir. Bu tartismalarda „Alevilik Islam`in içinde mi, yoksa disinda mi“ en çok tartışıan konudur. Tartismalara katilanlar, genellikle Islam`dan ve Alevilikten ne anladıklarını açikça ve derinlemesine belirtmedikleri için, bu tartismalar çogu zaman kirici ve ayırıcı sonuçlanmakta, Alevi örgütleri bu kisir tartismalardan zarar görmektedir.
Yasli Aleviler arasindan bir çok kisi; en basta Allah, Muhammed ve Ali`nin; Islam`in temeli oldugunu vurgulayarak, Aleviligin „gerçek Islam“ oldugunu savunmaktadirlar. Daha çok gençlerin savundugu görüse göre; Islamin bilinen 5 sartindan sadece birini (kelime-i sehadet) kabul eden, digerlerini (5 vakit namaz, ramazan orucu, zekat ve hac) uygulamayan Aleviligin Islam`in içinde olamayacagidir.
Bu iki zit görüsün olusmasinda; bir tarafta Alevileri ezen Osmanli idaresine ve onun resmi dinine karsi olmak duygusu özellikle de gençler arasında agir basarken, diger tarafta Sünni Islam`la dogrudan çatismaya girerek „dinsiz“ suçlamasina muhatap olma korkusu yaşlı kesimde daha etkili olmaktadir.
Aleviligin Islam`in neresinde oldugu tartismasi disinda; Alevilikle Sünni Islam arasindaki ortak noktalar tesbitinde, Aleviler arasindaki görüs farkliliklari gözle görülür biçimde azalmaktadir. Özellikle Islam Seriat`inin reddi konusunda bütün Aleviler arasinda görüs birligi saglanmaktadir. Seriat; Alevileri baglamaz ve Aleviler, seriati ne geçmiste ne de zamanimizda kabul etmislerdir.
Alevi örgütleri; Islam`in neresindeyiz kisir tartismasi yerine, yukarida siralanmis kendi inanç ve kültür degerlerini ögrendikleri ve inceledikleri oranda hem genel topluma hem de örgütlerine yararli olabileceklerdir.
Alevi örgütlerinin birligi; Alevi degerlerinin inceliklerine kadar ögrenildigi, yorumlandigi ve topluma aktarilabildigi ölçüde gerçeklesebilecektir.
2. Dedeler Kurulu:
Alevi kimliğinin belirlenmesi konusundaki tavır farkları ister istemez Alevi inanç önderleri olan dedeler ve anaların verdikleri hizmetlere de yansımaktadır. AABF, kendi Alevi Kültür Merkezlerinde hizmet veren dede ve analardan oluşan bir dedeler kurulu oluşturmuştur. Dedeler Kurulu´nun görevi üye derneklere inanç bazında hizmet vermektir. AABF tüzüğüne göre, Dedeler Kurulu bütün Alevi dokularını temsil edecek yapıda olmalıdır.
Dedeler Kurulu 11 Dede ve 1 Genel Yönetim Kurulu üyesinden oluşmaktadır. Her üye dernek, Dedeler Kurulunda en fazla bir Dede veya Ana ile temsil edilir.
Daha önce AABF`nin bir kolu şeklinde görev yapmış olan dedeler kurulu 29.09.2002 tarihli yeni tüzükle AABF nin bir organı halinde getirilmiştir. Böylelikle inanç konularındaki yetkilerle donanan dedeler kurulunun konumu ve çalışma koşullarına açıklık getirilmiş olmaktadır.
Daha sonra yapılan dedeler kurulu iç tüzüğü ile Dedeler Kurulunda; dede, baba ve dikme dedelerin ve anaların temsil edilmesi koşulu getirilmiştir. Bu koşul, Alevi Kültür Merkezlerinde; kökeni ne olursa olsun (Kızılbaş, Tahtacı, Bektaşi gibi) her Alevi üye olabilmektedir. Kendi içindeki bu pluralist yapıya uygun olarak dedeler kurulu da pluralist bir yapıda olmalıdır. Bu yapıya, bazı dedeler henüz alışmış değiller ve bunu kabullenemiyorlar.
Homojen dede- talip ve musahip- musahip dokusuna alışmıs dedeler; Avrupa`da oluşmuş olan heterojen yapıya ayak uydurmak ve yeni koşullara göre hizmet vermek zorundalar. Bu süreç şu anda Avrupa`da yaşanmakta ve Türkiye`de de bu kaçınılmazdır.
Dedelerin ve anaların, Alevi Kültür Merkezlerindeki yeni yapıya uygun ve yeni ortama ve globalleşen dünyaya cevap verebilecek inanç hizmetlerini yapabilmeleri için öğretimize ve yeni koşullara uygun olarak eğitilmeleri gerekmektedir. En çok dedeler ve analar bu gereksinimi dile getirmektedirler. Bu konuda girişimler ve hazırlıklar sürmektedir.
- Kadrolarin ve parasal kaynaklarin yetersizligi:
Alevi örgütleri 2. Temmuz Sivas katliamindan kisa bir zaman sonra hizla artti. Ancak bu örgütleri gelistirecek ve saglam temellere oturtacak; örnegin modern üyelik, bütçe ve kasa islemleri, bürokratik yazismalar, bölge ve bölge disi iliskilerin kurulmasi ve kamuoyu çalismalari gibi örgütleri örgüt yapacak görevleri üstlenebilecek kadrolar henüz olusamamistir. Örgütler kurulmus, ama henüz içleri yeterince doldurulamamistir. Bir çok örgüt, hala içine dönük, çevresi ile iliskisi olmaksizin ayakta durmaya çalismaktadir. Alevi örgütlerinde yararli olabilecek kapasitesi olan Alevi kökenli çogu akademisyen ve üniversiteli; inanç örgütlenmesini gerici(!) bir örgütlenme olarak degerlendirdikleri için simdiye kadar disarida kalmayi tercih etmislerdir. Bu nedenle; örgütlerde, Alevi ögretisini ve örgütlerin çalismalarini Alman kuruluslarina yazili veya sözlü olarak aktarabilecek elemanlarin az olmasi Alevi örgütlerinin bölgelerindeki etkilerini engellemektedir.
Örgütlerin uzun vadede etkili ve kalici çalismalar yapabilmeleri; yeni kadrolarin yetistirilmesine ve henüz Alevi örgütlerine girmemis olan yetismis kadrolarin örgütlere kazanilmasina baglidir. Bu sekilde Avrupa toplumu ile kaynasmak ve insan haklari dogrultusunda Aleviligi Avrupa kültürünün bir parçasi durumuna getirmek mümkün olabilecektir. Aksi durumda; kurulmus olan örgütler yakin bir gelecekte ya kapanacaklar ya da yasli Alevilerin bir süre daha oyalanabilecekleri „kahvehanelere“ dönüseceklerdir.
Kadrolarin yetersizligi; Alevi örgütlerinin sadece üye aidatlari ve bagislarla yetinmelerini zorunlu kilmakta ve yeni kaynaklar yaratmalarini engellemektedir.
Modern toplumun olanaklarindan yararlanmak; ancak projeler yaratarak ve vakiflar, akademiler gibi yerlesmis kuruluslarla ortaklasa çalismalar yaparak, yeni mali kaynaklar yaratmakla mümkündür. Bu türlü çalismalarla bir yandan Aleviligin, müzik, felsefe ve folklör gibi degisik boyutlari Avrupa kamuoyuna mal olacak öte yandan da yeni kadrolarin yetismesi için ortam ve olanaklar ortaya çikmis olacaktir.
Sonuç:
1990 larda baslayan Alevi örgütlenmesi, 10 yillik bir süre içinde Avrupa`da federasyonlara üye olan 170 i askin dernegi , Almanya, Fransa, Hollanda, Isviçre, Avusturya, Danimarka ülkelerindeki federasyonlari ile ile çok hizli bir nicel gelisme göstermistir. Bu örgütlenme, 2002 yılında Brüksel`de Avrupa Alevi Konfederasyonu`nun kurulması ile ile yapısal olarak tamamlanarak en üst örgütlenme düzeyine ulaşmıştır.
Bu nicel hizli gelismenin yaninda; basta kadrolarin ve mali kaynaklarin yetersizligi, Alevi örgütlenmesinin yaptirim gücünü sinirlamaktadir. Alevi örgütlerinin sosyal politikalari etkiledikleri henüz söylenemez. Ancak yakin bir gelecekte; kaliteli egitim almis yeni kusagin katkilari ile Alevi örgütleri içerik ve kalite yönünden gelisecekler, Avrupa ülkelerindeki kamuoyu tarafindan sayginligi olan toplumsal örgütler konumuna geleceklerdir. Önümüzdeki yillarda Alevi örgütleri, içinde bulunduklari ülkelerdeki toplumsal yapiya daha fazla girecekler, çesitli kooperasyon ve iletisimlerle Aleviligin o ülke kültür parçasi olmasini saglayacaklardir.
Son zamanlarda genç kusagin Alevi örgütlerinde aktiv rol almasi, Alevi örgütlenmesinin Avrupa`ya göç eden birinci kusakla sinirli olmayip, aksine uzun vadeli ve kalici olacaginin önemli bir belirtisidir. Önümüzdeki 10 yil içinde; 50 nin üzerinde örgütün kendi binalarina kavusacagini düsünürsek kaliciligin diger bir boyutunu belirtmis oluruz.
Okullarda Anayasalarin öngördügü dogrultuda din ve dinler arasi din derslerinde Alevi örgütleri aktiv görev alacaklar böylelikle ögrenciler arasinda hosgörünün yerlesmesinde önemli katkilarda bulunacaklardir.
Modern toplumda insanlarin yalnizlasmalarina ve sonunda bakima muhtaç hale gelmelerine karsi çareleri; Alevi ögretisinde bulmak mümkündür. Alevi örgütleri; önümüzdeki yillarda, ögretilerinden yararlanarak hem kendi mensuplari hem de diger insanlar için sosyal alanlarda ihtiyaç dogrultusunda; örnegin yaslilarla ve kimsesizlerle ilgili çalismalara yöneleceklerdir.
Alevi örgütlerinin bu saydigimiz alanlarda yapacagi çalismalari; Alevi gelenegindeki bazi uygulamalarin, yeni kosullara uygun hale getirilmesini zorunlu kilacaktir. Örnegin; köy kültüründe gelismis ve uygulanmis olan, humanistligin en uç örnegini olusturan musahiplik kurumu, modern ötesi toplumun kosullarina uygun olarak yeniden olusturulacaktir. Alevilikte bilinen “aile musahipliği� yerini yavaş yavaş “cem evi musahipliğine� bırakmaya başlamıştır.
Alevi örgütleri; devamliliklarini gösterdikleri oranda Avrupa ülkelerinin meclisleri tarafindan resmi inanç kurumu statüsüne kavusacaklardir. Böylelikle; kendi toplumlari tarafindan daha da ilgi görecekler, üye sayilari hizla artacaktir.
Avrupa`da modern ötesi yasamin zayiflattigi insanlar arasi iliskileri ve sevgiyi yeniden kazanma yolunda, Alevi örgütleri çok degerli çalismalar yaparak toplumsal barisa ve insanlarin mutluluguna destek olacaklardir.
Köln, 23.12.2003
Ismail Kaplan
Avrupa`da Alevi örgütlenmesinin geçmiþi ve geleceðe bakýþ